Gönderen Konu: ÜRETİCİ GÜÇLERİN GELİŞME DİNAMİĞİ !  (Okunma sayısı 100 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3218
ÜRETİCİ GÜÇLERİN GELİŞME DİNAMİĞİ !
« : 05 Ekim 2019, 22:04:49 »
İnsanın kendi geçim araçlarını üretmek için DOĞAYLA VE ÇEVRESİYLE girdiği ilişkiler bütününe Maddi Üretim İlişkileri diyoruz.
Başlangıçta Doğrudan Üreticilerin Birliği ile, Maddi Üretim Koşulları birken, daha sonra işbölümünün gereği olarak bu birlik bozulmuş ve sonuçta Sınıflar ortaya çıkmıştır.

Görüldüğü gibi Maddi Üretim ilişkilerinin ÖZNESİ İnsandır.
Bu bağlamda Marks'ın da belirttiği gibi EN TEMEL ÜRETİCİ GÜÇ İNSANDIR.
Üretici Güçlerin gelişip gelişmediği noktasında temel alınacak veri İNSAN olmalıdır.
Bu noktada YABANCILAŞMA ve onun bugünden kırılmasını sağlayacak KÜLTÜRLEŞME  devreye girmektedir.
Bu konu başlı başına ayrı bir tartışma konusudur.

Üretici güçlerin gelişimi tek başına teknik gelişime bağlanamaz, burada önemli bir nokta bu gelişimin üretim sürecine ne şekilde bağlandığıdır.
Makinalar feodalizm döneminde ortaya çıksa da önemli olan, bunların üretim sürecinde yer alması, bunun içinde bu makinaları üretecek ve işletecek emekçilere gereksinimin olmasıdır.
Bu emekçilerin ortaya çıkması içinde, emekçileri toprağa bağlıyan feodal ilişkilerin kırılması zorunludur.
Bir zamanların toprağa bağlı kölelerin yerini bugünün "Özgür" Kölelerinin alması gibi!

Bugünde farklı bir durum gözlenmiyor.
Kapitalizm Üretici Güçleri geliştirse de, yarattığı toplumsal olanakların değerlendirilmesini engelliyor.
Bu durum Üretici Güçlerin farklı bir durumda yeniden örgütlenmesini ve gelişimini zorunlu kılıyor.

Kapitalizm Üretci Güçlerin özgürce gelişiminin önünde bir engeldir.
Çünkü kapitalizm Üretici Güçlerinin gelişimini,kar kıskacı içersinde gerçekleştirir.
Yani kar temeline oturan Kapitalizm, tüm gelişimleri bu temele bağlar.
Bu nedenle de, pek çok gereksiz yatırımda bulunduğu için hem kaynak israfına neden olur, hemde üretici güçlerin gelişimini, kendi karına endeksliyerek, bu gelişimin özgürce gelişiminin önünde fren görevi görür.

Bugünkü teknolojik düzey, insanların artık bireysel ve toplumsal gelişimi sağlıyabilecek bir zaman sürecine sahip olduğunu gösteriyor.
Üretim sürecinden arta kala zamanın daha fazlalaştığı bu zaman sürecinin, insanların kendi bireysel gelişimine ve toplumsal gelişime harcanacağını gösteriyor.
Ancak bunun gerçekleşebilmesi için, insanları toplumsal açıdan yararsız işlerle uğraştıran sermaye ilişkilerinin ortadan kaldırılması gerekiyor.

Bugün Kapitalizm Bilimi ve Teknolojiyi insanlığa karşı kullanıyor.
Bilimin varlık nedeni,insanların bugününün ve geleceğinin koşullarını iyileştirmektir.
Bilimin ortaya çıkmasında en temel etken İnsan İhtiyacıdır.

İnsan ve insanlığa hizmet etmeyen,toplumsal ilerlemeye yardımcı olmayan, kendi çıkış noktasının yani insan ihtiyacının dışında başka amaçlarla kullanılan bilimsel emek, emek olmaktan çıkar, insanlık dışı bir olgu haline gelir.
Bu durumda sistemle insanlık arasındaki uçurum gittikçe fazlalaşır.

Günümüze baktığımız da, bilim ve teknolojinin çıkma nedeni olan insan ihtiyacına hizmet yerine, daha fazla sömürünün aracı olarak kullanılmaktadır.
Bu İnsanın özüne aykırı, anti toplumsal kullanım hem insanlığı hemde onu çevreleyen doğayı tahrip etmektedir.
Bu koşullarda artık, Kapitalizm ortadan kaldırılması gereken bir olgu haline gelmiştir.
Artık insanlığın, insan yararını temel alan ve üretici güçlerin özgürce gelişiminin önünü açacak yeni bir toplumsal formasyona gereksinimi vardır.
Üretimin maddi koşulları ile doğrudan üretcilerin birliğinin sağlandığı bu toplumsal formasyonun adı KOMÜNİZM dir.
veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET