Gönderen Konu: KARANLIĞIN SAVAŞI...  (Okunma sayısı 261 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı oencel

  • İleti: 18
KARANLIĞIN SAVAŞI...
« : 10 Ekim 2019, 12:53:14 »
Karanlığın Savaşı…

Uzunca nir süredir “KARANLIK” sözcüğüne yazılarımda sıkça rastlıyorsunuz. Siyasi iktidarı en güzel tanımlayan bir sözcük olduğu için kullanıyorum. Gerek uygulamalarıyla ülkeye ORTAÇAĞ dinci KARANLIĞINI yedirmeye çalışması, gerekse içerde ve dışarda uyguladığı politikalarının KARANLIK yüzü bunu hakkediyor.
Son olarak Fıratın Doğusunu girmeye başlamasındaki politikalarının önü ve arkasındaki KARANLIĞA baktığımız zaman bunu daha net görüyoruz. KARANLIĞIN her tonunu üzerinde taşıyan bir siyasi iktidar var karşımızda. Aynı KARANLIĞIN ABD, AB irisi ülkelerde de olması bu dönemde rastlantı olmasa gerek.
Yani ülkemizdeki KARANLIK aslında uluslararası emperyalizmin kadük bir yansıması.
Suriye’de SAVAŞA HAYIR şiarı sadece bu gün için geçerli değil, 2011 yılından bu yana IŞİD, NUSRA, ÖSO türü canileri sahaya sürdükleri gün SAVAŞA HAYIR şiarını güçlü bir şekilde haykırmadığımız ve arkasında durarak ayağa kalkmadığımız için bugün Suriye’deki Kürtlerin yaşadığı bölgeye SAVAŞ naralarıyla giriliyor. KARANLIĞIN hangi tonuna itiraz edip hangisine evet denilecek yaklaşımındaki bir muhalefetle KARANLIĞA karşı ciddi bir mücadele verilebilir mi?
CHP işgale yeşil ışık yakan Tezkereye EVET derken; aynı CHP ile “Demokrasi Güçleri” çatısı altındaki solumsularla nasıl SAVAŞA HAYIR şiarını hayate geçirebilirizin yanıtı asılı duruyor karşımızda.
10 Ekim Ankara katliamının yıldönümüne denk getirilen bu saldırı tesadüfü olabilir mi sizce? 103 canın kahpece katledilmesi ve  katliamı önlemesi gereken güvenlik güçlerin katliamda can derdinde olanların üzerine gaz bombalarıyla saldıranlar, 7 Haziran 1 Kasım arasında karşılıklı patlatılan bombalar… KARANLIĞIN hangi tonuna girer bunlar?
29 Ekim’de Urfa üzerinden Kobani’ye geçen konvoy hangi KARANLIĞIN tonunun ürünüydü? Bu ülkede KARANLIĞIN dibi görünüyor mu sizce?
Emperyal güçlerle bir ilişkiye girdiğiniz zaman sizin belirlediğiniz minderde değil emperyalistlerin belirlediği hakemle, onların minderde güreşirsiniz. Sonucu belli bir güreş olur bu? KARANLIĞIN tezgahında kaybolur gidersiniz.
Barış Süreci, ile başlayıp Dolmabahçe Fotoğrafıyla biten bir süreç KARANLIĞIN tezgahında kaybolmak değil de neydi sizce?
Tüm bunlar emperyalist KARANLIĞIN ülkemizdeki yansımalarıydı ve maalesef bu tezgaha bir kere değil defalarca gelindi, hala ders alınmış gibi görünmüyor.
Suriye halklarının yanında olmanın ilk koşulu Suriye’deki işgalci güçlerin tümüne karşı olmak gerek, Suriye üzerinden kirli ellerinizi çekin diyerek SAVAŞA HAYIR şiarını haykırmadığımız sürece, bize saldırdıklarında Savaşa HAYIR dersek inandırıcı olmaz.
Dünya emperyalist kapitalist sistemin en irileriyle ortaklık kurup, ardından terk edildiğinde bağırdığında sesini duyan olmaz. Boşuna dememişler “Ayıyla yatağa giren sonuçlarına katlanır” diye.
Fıratın Doğusuna yapılan bu saldırı evet bir SAVAŞTIR, bu savaşa yol açan da, sınır çizende emperyal KARANLIKTIR. Trump’ın twitleri ne kadar çelişkili, kaba ve uluslar arası siyasete uymasa da (bizedekine ne kadar benziyor) verdiği intiba bu operasyona ABD’nin onayıyla başlandığı, yine ABD’nin onayıyla nereye ne kadar girileceği önceden belirlenmiş, üstüne ellerindeki tutuklu binlerce IŞİDLİ de bonus olarak Türkiye’ye yıkılmış görünüyor.
Bu savaş iki olasılığı da içeriyor,
Birincisi: daha çok tuzak yanı olan, bilinçli bir şekilde Operasyona yeşil ışık yakılarak TSK’nın Suriye’ye girmesine onay verip sonra da bir bahane yaratarak (siviller vuruluyor, katliam yapılıyor, uluslararası hukuk çiğneniyor vb.) gerekçelerle uluslararası bir komployla çöküşün tamamlanması..
İkincisi ise sınırlı bir operasyonla, sınırları önceden çizilmiş girip çıkılan ve çok sınırlı bir bölgeyi kontrol eden bir operasyonla, KARANLIĞIN içerde azalan toplumsal desteğini MİLLİYETÇİ ve ŞOVEN duyguları pompalanarak, güçlendirerek KARANLIĞIN iktidarının ömrünü uzatmak.
Bu iki olasılık da mümkün görünüyor.
Öte yandan bu SAVAŞLA ekonomik kriz ve her gün bindirilen zam ve zülüm politikasının üzeri örtülerek; başta CHP olmak üzere tüm burjuva muhalefeti KARANLIĞIN arkasında esas duruşta dizilerek KARANLIĞIN meşruluğunu topluma yedirmedeki görevlerini yerine getirerek aslında karanlığın karşısında değil yanında olduklarını göstermesi açısından KARANLIĞIN hanesine artı olarak yazılıyor.
Operasyon derken tabi bunun SAVAŞ yanını es geçmiyorum, çünkü operasyon boyutunu aşan bir durum var ortada.
Hangi açıdan bakılırsa bakılsın bu savaş kirli bir SAVAŞTIR ve amasız fakatsız bu SAVAŞA HAYIR demek bir insanlık görevidir.
Bu Savaş her an tuzaklarla içinden çıkılmaz olasılıkları  barındırmakta, gerek ülkemizde gerekse bölgemizde daha tehlikeli sıcak gelişmelere yol açacak potansiyeli taşımaktadır.
Bu savaş KARANLIĞIN kirli bir versiyonudur.
Bu emperyalist ve onun vekalet savaşlarını durduracak tek güç örgütlü SINIF mücadelesini Kürdü, Türkü, Arabıyla işçi ve emekçiler olarak din, dil, ırk ayrımını yok ederek
 sosyalizm şiarını bu topraklarda yeşertebilirsek SAVAŞSIZ ve SÖMÜRÜSÜZ bir kurtuluşu ebedi olarak hayata geçiririz. Yoksa KARANLIĞIN tonları içinde ve KARANLIĞIN savaşlarında boğulur gideriz.
10102019
Ramazan Öncel