Gönderen Konu: DEVLET İLİŞKİSİ ÜZERİNE MARKSİZM VE ANARŞİZM!  (Okunma sayısı 133 defa)

0 Üye ve 7 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3218
Komünist Toplum SINIFSIZ ve DEVLETSİZ olmanın yanında, aynı zamanda insanların zorunlulukların ayırdına vardığı, zorunluluk sınırını aşarak ÖZGÜRLEŞTİĞİ bir toplumdur.
Bunun için de çalışma zorunlu olmaktan çıkmalı, kendine ayıracağı, kendi yeteneklerini geliştireceği zaman dilimi fazlalaşmalı insan kendi faaliyet alanını kendi belirlemeli, tüm bunların gerçekleşmesi içinde üretici güçlerin gelişmişlik düzeyinin çok üst seviyelerde olması gerekir.

Marksizm ile Anarşizm, her ikiside Sınıfsız ve Devletsiz bir toplumu amaçlasa da buraya varışta farklı yol ve yöntemleri savunurlar.
Marksistler Siyasi İktidarı Ulus Ölçekli gördüğünden ilk olarak işçi sınıfının bulunduğu topraklarda siyasi iktidarı elde etmesini ve toplumda kendini ULUS konumuna EGEMEN konuma yükseltmesini savunarak, Sınıfsız ve varlığı sınıflara bağlı Devletin ortadan kaldırılması sonucu DEVLETSİZLİĞİN, bir dizi aşamadan geçtikten sonra gerçekleşeceğini söylerler.

Marks, Kapitalist Toplumdan, Komünist Topluma geçişte, Devletin Proletarya Diktatörlüğü olduğu bir SİYASAL GEÇİŞ döneminin gerekliliğini vurgular.
İşçi Sınıfı siyasi iktidarı ele geçirmeden, siyasi iktidarı elinden aldığı sınıfı ideolojik, ekonomik ve siyasal olarak mülksüzleştirmeden, ne karşıtını ortadan kaldırabilir ne de buna bağlı olarak KENDİSİNİ.

O nedenle Proletarya Diktatörlüğü, Sınıfsız ve Devletsiz bir topluma, KOMÜNİST TOPLUMA geçmek için OLMAZSA, OLMAZDIR.
Marks Weydmeyere yazdığı mektupta şöyle der;
"Sınıfların varlığının kabulü benden öncede vardı, benim yeni olarak yaptığım;
1) Sınıfların varlığının ancak üretimin gelişimindeki belirli tarihsel evrelere bağlı olduğunu;
2) Sınıf savaşımının zorunlu olarak Proletarya Diktatörlüğüne vardığını;
3) bu diktatörlüğün kendisinin bütün sınıfların ortadan kaldırılmasına ve sınıfsız bir topluma geçişten başka bir şey olmadığını tanıtlamak olmuştur."


Marksistler'e göre Proletarya Diktatörlüğü, Sınıfların ve Devletlerin, tüm dünyada ortadan kaldırılmasının POLİTİK ŞİDDETİDİR.
Bu ortamı sağlayabilmenin koşulu ise öncelikle Sınıfsal İktidarı ele geçirmek, karşıt Sınıfı ideolojik, ekonomik ve siyasal olarak mülksüzleştirmektir.
Bunları gerçekleştirmenin olmazsa olmaz aracıda DEVLET, yani Proletarya Diktatörlüğüdür.

Anarşizm parçalı, yerele dayalı küçük üretim merkezlerini içeren KOMÜNLERİ savunur.
Oysa Komünizm, dünya ekonomisinin en üst gelişmişlik seviyesi üzerinde yer alan bir toplumsal formasyondur.

Anarşistler Devlete karşıdırlar; çünkü "haklı" olarak, Devletin bir hiyerarşik yapı olduğunu, eşitsizlik ürettiğini, eşitliği savunanların Devleti ele geçirdikten sonra, Devletin bu yapısı nedeniyle, eşitliği savunanlar aracılığıyla, eşitsizlik üretmeye başlayacağını söylerler.
Yani eşitlik isteyen, Devleti ele geçirince, bizzat kendisi eşitsizliğin kaynağı olur.
Yaşanan Reel Sosyalizm süreci de, bu tezlere kendi bağlamında nesnel bir "haklılık" kazandırmıştır.

Burada önemli olan Devlet değil, Devlet'in dayandığı yapıların, yapısal özelliğidir.
Siz Devleti, yapısı gereği Hiyerarşik ve Merkezi olmak zorunda olan Partiye dayandırırsanız, bu Devlet Parti Diktatörlüğü olur ve Partinin Hiyerarşik ve Merkezi yapısı Devlete yansır.
İşte bu olumsuzluğu ortadan kaldırmanın yolu Devletin işçi sınıfının parti dışındaki öz örgütlerine dayanmasıdır.

Bu örgütler, yatay örgütlenmiş, merkezi olmayan, doğrudan demokratik yapılar olacağından Eşitsizliğin kaynağı olmazlar, Eşitsizlik yaratmazlar.
Bu yapılar gerçek Sınıf Diktatörlüğünün(Proletarya Diktatörlüğünün) yapı taşlarıdır.
 
Anarşistler konunun farklı bir boyutunda şu sorulara net yanıt veremezler:
1)Sınıfsız ve sömürüsüz bir toplum için yani Komünist Toplum için, siyasi erki elinde tutan Burjuvaziden bu erki almadan, onu siyasal ve ekonomik olarak mülksüzleştirmeden, nasıl Komünist Topluma varacaksınız?
Burjuvaziyi, siyasal ve ekonomik olarak mülksüzleştirmek için Devlete, karşıt sınıf üzerinde bir baskı ve zor aygıtına gereksinmeniz yok mu?

2) Eğer Kapitalizm bir dünya sistemi ise ve eşitsiz gelişim, tek tek ülkelerde Politik Devrimleri olanaklı kılıyorsa, tüm dünyada Kapitalizm ortadan kaldırılmadan Komünizm kurulamıyacağına göre, siz tek tek ülkelerde devrim yapsanız da, kendi ülkenizde burjuvaziyi ekonomik ve siyasal anlamda mülksüzleştirseniz de, onun bir dünya sistemi olması nedeniyle hala birlikte yaşadığınız bu dünyada, her an için onun sınıfsal olarak çok güçlü olduğu gerçeği ile size karşı yürüteceği mücadeleyi ne ile karşılayacaksınız?

İşçi Sınıfı, bir dünya sistemi olan Kapitalizm dünyasal planda ortadan kalkmadan rakiplerini, iç ve dış hasımlarını bastırmak için, işçi iktidarını bunlara karşı korumak için, sınıf egemenliğine, Devlete zorunlu olarak gereksinim duyar.
Asıl amaç tabi ki DEVLETSİZLİKTİR.
veda


Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET