Gönderen Konu: YURT VE YURTSEVERLİK ÜZERİNE!  (Okunma sayısı 200 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı veda

  • İleti: 3336
YURT VE YURTSEVERLİK ÜZERİNE!
« : 31 Ekim 2019, 21:53:09 »
Önce Marks Komünist Manifestoda ne demiş bu konuda ona bakalım;

“Komünistler ayrıca, vatanı, milliyeti kaldırmayı istemekle suçlandı. İşçilerin vatanı yoktur. Sahip olmadıkları bir şeyi onlardan almak mümkün değildir. Proletarya öncelikle siyasal egemenliği ele geçirmek, kendisini ulus olarak kurmak zorunda olduğu sürece, hiçbir şekilde burjuva anlamıyla olmamakla birlikte, henüz kendisi de ulusaldır." (Karl Marks-Komünist Manifesto)

Söylemin altını ve üstünü ve Marks’ın başka eserlerinde yazdıklarını birlikte yorumlarsak,Marks’ın söyleminin yorumunu şöyle yapabiliriz;
İşçi Sınıfının mücadelesi,üzerinde yaşadığı topraklarda başladığı için BİÇİM OLARAK ULUSAL ama bu mücadele bununla sınırlı kalmayıp,ulus sınırlarının da ötesinde tüm dünya üzerinde devam ettiği için ve işçi sınıfının ,insanlığın kurtuluşu evrensel planda ancak gerçeleşeceğinden İÇERİK olarak ta ENTERNASYONALİSTTİR!

Marks Gotha Programının Eleştirisinde bunu açık ifade eder.

" Besbelli ki, işçi sınıfı, savaşım verebilmek için, sınıf olarak kendi ülkesinde örgütlenmelidir ve her ülke, ayrı ayrı bu sınıf savaşımının doğrudan alanıdır. İşte işçi sınıfının savaşımı, bu anlamda ulusal nitelik taşır, içeriği bakımından değil, ama Komünist Manifesto'nun da dediği gibi, "biçimi bakımından" ulusal. "

Biçim ve İçerik arasındaki diyalektik ilişkide belirleyici olanın ve tabi kılınması gerekilenin İÇERİK olduğunu Marksizmin abc sini az buçuk okuyan her Marksist bilir.

Hal böyleyken hala işçi sınıfının mücadelesinde israrla biçimi ön plana alarak,içeriği arka planlara atmak ve İşçi Sınıfının mücadelesini ULUSAL bir mücadele olarak görmek,Marksizmi inkar etmek, ELVEDA MARKSİZM demektir.

Yurtseverlik konusuna gelirsek;

Sınıfların ve Devletin ortaya çıkışından bu yana geçen süreçler de, ezilenlerin hiç bir zaman yurtları olmamıştır;kimi zaman köle sahibi tarafından bir toprak parçasından diğer bir toprak parçasına satılmış;kimi zaman feodal bey,senyör tarafından,bulunduğu yerden,başka yerlere sürülmüş;kimi zaman da emeğinden başka satacak bir şeyi olmadığı için,yaşayabilmek adına,ülke ülke dolaşarak emeğini satmıştır.

O nedenledir ki Marks'ın,Komünist Manifesto da "İşçilerin Vatanı yoktur.Onlardan SAHİP OLMADIKLARI Bir Şeyi İstiyemezsiniz"derken kastettiği bu nesnel somut gerçekliktir.

Marks "yurtseverlik,  mülkiyet duygusunun en ülküsel biçimidir". (K. Marks, "Lui Bonapart'ın On Sekizinci Brumiyer'i"), der

Demek ki yurtseverlikle, mülkiyet arasında bir ilişki vardır.
O ilişkinin ne olduğuna bakmadan önce, yurt ve mülkiyet kavramlarının Marksistler için ne ifade ettiğini anlamamız gerekir.

Yurt salt bir coğrafi bölge değildir.
Yurt etrafı egemenlerce,kendi sömürü alanlarını belirlemek için etrafı çitlerle örülmüş toprak parçasıdır.


Demek ki yurt ezilenlere içkin bir kavram değil, egemenlere ait bir kavramdır
Bir çoğrafi bölgenin yurt olabilmesi için, bu bölgede yaşayan insanların biribiri ile aralarında kendiliğinden ilişkilerin olması gerekir.

Bu faaliyetlerin ne olduğuna ve hangi temel de geliştiğine baktığımız da şunları görürüz.
Öncelikle bu faaliyetler,yani insanların bu coğrafi bölgede biribiri ile girdikleri kendiliğinden ilşkilerin dayandığı temel, mülkiyet ilşkileridir.
Sınıfların var olmasından bu yana bu faaliyetler,kabaca ezen,ezilen şeklinde ve mülkiyet temelin de gelişir.


Tüm bu veriler ışığında yurtseverliği şu şekilde tanımlayabiliriz.
Yurtseverlik,ezen,ezilen şeklinde mülkiyet temelinde gelişen insana aykırı faaliyetlerin günümüzde ücretli emek-sermaye biçiminde kendini var kıldığı,bir burjuva kavramdır.
Yurtseverlik günümüzde, burjuvazinin yurt olarak tanımlanan coğrafi bölgede kendini egemen kıldığı,o coğrafyada yaşanan maddi ilişkilerin düşünsel ifadesidir.


Burjuvazi işçi sınıfını etrafı çitlerle çevrili yurt denilen toprak parçasında tutarak onun asli görevini
yerine getirmesini engeller.

Bu çitler onun,nihai görevini geciktiren,ona ayak bağı olan nesnelerdir.
Amaç tüm bu çitleri ortadan yok etmektir.

Zaten Marks da Komünist Manifesto 'da "Tüm Ülkelerin İşçileri Birleşin" derken,hangi değerin işçi sınıfının asıl sarılınması gereken ve asla taviz verilmemesi gereken bir değer olduğunu ortaya koyar.
Bu değer ENTERNASYONALİZM dir.

Komünistler,politika üretirken veya politika yaparken,kendi değerleri üzerinden yaparlar.
Burjuva değerler üzerinden siysaset yapmak,ister taktik,isterse stratejik amaçlı olsun,sonuçta popülizm adına ortaya konan oportunist yaklaşımlardır.

Marksizm'in ustaları YURTSEVERLİK konusunda çok açıktırlar.
Marks ve Lenin den iki alıntı ne söylemek istediğimizi dahada net ortaya koyacaktır.
 
"Burjuva sınıfı bir "ulusal savunma hükümeti" kurdu ve işçi sınıfı ulusal bağımsızlık için bunun önderliğinde çarpışmak zorunda kaldı. Gerçekte bu, Paris işçileriyle savaşmayı ödev sayan bir "ulusal ihanet" hükümetiydi. Ama, yurtseverlik hayalleriyle körleşen işçiler bunu göremediler. Yurtseverlik ülküsünün kökleri onsekizinci yüzyılın Büyük Devrimindeydi; Komün'ün, sosyalistlerinin kafalarını da etkiledi; sözgelimi, su götürmez bir devrimci ve ateşli bir sosyalizm taraftarı olan Blanqui, gazetesi için şu burjuva narasından daha iyi bir başlık bulamıyordu: "Ülke tehlikededir!"
Birbirine karşıt ödevleri -yurtseverlikle sosyalizmi- birleştirmek, Fransız sosyalistlerinin en büyük yanlışıydı.
(Paris Komünü Üzerine Dersler-Lenin)


Bakalım Marks ne demiş bu konuda;

" İşçinin ulusu,ne Fransız,ne İngiliz,nede Almandır;onun ulusu,çalışma,ücret köleliği,kendini satmadır.
Onun hükümeti,ne Fransız,ne İngiliz,ne de Almandır;onun hükümeti Kapital'dir.
Onun doğuştan gelen havası,ne Fransız,ne İngiliz,ne de Almandır;aksine farbrika havasıdır." (KARL-MARKS)

TIPKI AVUSTURYA İŞÇİ MARŞINDA SÖYLENDİĞİ GİBİ
YURDUMUZ BÜTÜN CİHANDIR BİZİM.

TIPKI TEVFİK FİKRET’İN ŞİİRİNDE DİLE GETİRDİĞİ GİBİ;
NEV-İ BEŞER MİLLETİM RUY-İ ZEMİN VATANIMDIR.

TIPKI NAZIM HİKMET’İN SÖYLEMİYLE;
YERYÜZÜNE  TOHUM GİBİ SAÇMIŞIM ÖLÜLERİMİ, KİMİ ODESADA YATAR, KİMİ PRAG\'DA, İSTANBUL\'DA KİMİ.
EN SEVDİĞİM MEMLEKET YERYÜZÜDÜR, SIRAM GELİNCE YERYÜZÜYLE ÖRTÜN ÜZERİMİ

TIPKI MUSTAFA SUPHİ’NİN 3 cü ENTERNASYONAL KURULUŞ KONGRESİNDE SÖYLEDİĞİ GİBİ;
“Ama elçilik Müslüman doğu dünyasını ikiyüzlü sorularıyla aldatmak isteyince biz, Türk komünistleri dünyanın vatanımız, insanlığın da milletimiz olduğunu büyük bir ciddiyetle bildirdik. "

veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET