Gönderen Konu: AÇLIK...  (Okunma sayısı 524 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı oencel

  • İleti: 41
AÇLIK...
« : 07 Kasım 2019, 19:47:07 »

Açlık…

Ekim Sovyet devrimi yıldönümünü yaşadığımız şu dönemde akla düşen, insanlığın kurtuluşu için açılan kapının eşitlikçi insanca paylaşımın gerçekleştiği sosyalizmin çözülmesiyle, vahşi kapitalizme terk edilen insanlığı Açlık çağımızın vebası gibi sarmış…
 “Açlık” sözcüğünü tek başına ele alıp bireyin açlığı üzerinden kişiselleştirilerek “ üzüntü bildirimli, yazıklı, cık cıklı… “ açıklamalarla ancak vicdanımızı rahatlatabiliriz. Sorunun kaynağı KAPİTALİST sistem göz ardı edilerek yapılan her açıklama ikiyüzlülüğün bir ifadesi olarak çıkar karşımıza.
İstanbul’un göbeğinde (Fatih) 4 kardeşin toplu intiharı aslında günümüzde bu vahşi sömürü sisteminin gözümüze soktuğu acı bir gerçekliğidir. Açlıkla terbiye etmesidir insanlığı kapitalizmin!.. Bırakın sermayenin iktidarının bu ölümlere ağıt yakmasını tam tersine bu ölümlerden beslenir, göz dağı olarak bilinç altlarına sinsice işleyerek boğaz tokluğuna işçi çalıştırmanın yollarını açar.
Bölgesel savaşları sadece bölgenin kaynakları için kaşımaz, yıkımlar sonucu açığa çıkan “yılkı insanları” düşürülür yollara; dağlardan, ırmaklardan ve iç denizlerden sağ geçebilenler yedek iş gücü olarak göz dağı amaçlı kendi işçi sınıfını frenlemek için kullanırlar.
Yeryüzünün lanetidir aslında kapitalist emperyalist sistem, Tüm karanlıkların anasıdır. Dinci gericiliğin altında da, milliyetçi ırkçılığın altında da bu karanlık kan emici sömürü sistemi vardır.
Fatih’de intihara sürüklenen  aslında dört kardeşin nezdinde insanlığın kendisidir. İnsanlık bu sömürü sistemini aşamazsa, içinde yaşadığı gezegenle birlikte intiharı kapitalist emperyalist sistemin bir sonucu olacaktır. Yeryüzü ile birlikte yok oluşa doğru yuvarlanmanın ayak seslerini duyuyor musunuz?
Balkanları dağıttılar, Ortadoğu her türlü karanlığın cinneti içinde boğuluyor, Latin Amerika, Amazonlar yanıyor, insanlığın umudu gün geçtikçe tükeniyor. Burada “ İnsanlık” kavramından aydınlıktan yana ve emeğiyle geçinen, artı değeri yaratan,  yaşadığı yere, çevresine duyarlı olan, eşitlikçi bir yaşamı, insanca bir yaşamı özgürce bir yaşamı, kardeşçe bir yaşamı, din, dil, ırk, mezhep ayrımının yapılmadığı bir yaşamı,
barış içinde bir yaşamı, ileri sanatsal ve kültürel değerleri kuşaktan kuşağa taşıyarak ve gezegenimizde birlikte yaşadığı tüm canlılar alemiyle uyum içinde yaşamak isteyen duyarlı insanlar topluluğu olarak algılıyorum. Bunun dışında kalanları daha fazla kar hırsları için doğanın insanın ve tüm canlıların düşmanı KARANLIĞIN kapitalist emperyalist iktidarlarının yani sermayenin beslediği cehalet kurbanlarının oluşturduğu insanımsı yığışmaların kümelendiği büyük bir insanlık çürümesi olarak görüyorum.
Yerelde bu yığışma çürümesi ülkemizde her geçen gün çığ gibi artarak devam ediyor.
“Açlık” sorunuyla başladık yazıya, biriken borçlar, işsizlik kıskacında kıvranan açlıkla karşı karşıya kalan ve intiharla sonlanan hayatlar.. Atanamayan öğretmen intiharları, aç çocuğunu doyuramayan, soğukta saç kurutma aparatını açıp intihar eden anne… Ve gittikçe artması…
Günlük sıradan olaylar olarak kanıksanıyor artık. Fatih’deki gibi  intiharın 4 kişi toplu olunca  gündeme girmesi bundan. Tabi birde KARANLIĞIN medyasının magazinleştirerek vermesi var insanı kanatan..
Sorun: yerelde de evrenselde de SINIF mücadelesi sorunudur. Sorun: ya karanlıktan yana olacaksın ya da KARANLIĞA karşı çıkacaksın. İki arada bir derede olmaz.
Sorun: KARANLIĞIN FETO ayağına destek verene de karşı çıkmada, KARANLIĞIN FETO ile ittifakına da karşı çıkmada,
KARANLIĞIN bir tonuna etnik destek ayağına güzelleme yapıp diğer tonuna ( ki geçmişte ortakken yine etnik Barış süreci ayağına onu da desteklemişlerdi) karşı mücadele ciddiye alınmaz. KARANLIĞIN tetikçiliğini yapan Taraf(lar)a gazeteci diye yaklaşanlara duyurulur..
Düşüncesinden dolayı yatmak başka “Bavulcu” Taraf’lara yatmak başkadır. Hedef göstererek insanların hayatını karartan dinci KARANLIĞIN FETÖ ayağına destek olup KARANLIĞIN diğer ayağı yani eski ortağa iktidar ayağına karşı olma ikiyüzlüğünü demokrasi cilasıyla sunanlarında kapitalist emperyalist KARANLIĞIN soslu yandaşları olduğunu unutma!
Mücadele cephesini netleştirmeden, KARANLIĞIN tetikçilerine, Yetmez ama Evetçi  LİBOŞLARA  basının ‘SATRE’si yakıştırmalarına karşı tavizsiz bir duruşu sergilemeden bu kan emci sömürü sistemine de Açlığa da karşı mücadele verilemez!
07112019
Ramazan Öncel