Gönderen Konu: SOLUN ÖNÜNDEKİ ÜÇÜNCÜ SEÇENEK!  (Okunma sayısı 267 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı veda

  • İleti: 3336
SOLUN ÖNÜNDEKİ ÜÇÜNCÜ SEÇENEK!
« : 08 Kasım 2019, 16:24:47 »
Ülkede ki Sol Siyaset ne yazık ki  bugün Liberal ve Ulusalcı kesimler arasında sıkışıp kalmıştır.
Liberal zevat,  sivil toplumculuğu kendine temel alarak, kendinden menkul bir Demokrasi savunusu çerçevesinde, vesayete karşıyız nutukları atarak, Demokrasinin bir SINIF egemenlik biçimi olduğunu yadsıyarak, Demokrasiyi SINIFLARDAN bağımsız, toplumun tüm kesimlerine eşit uzaklıkta bir yönetim biçimi olarak görmektedir.

Ulusalcı zevat ise, siyasetini yurt, bayrak gibi burjuvazinin arpalığından aşırdıkları değerler üzerine oturtarak, burjuvazinin yere düşürdüğü bayrağını yerden kaldıracağız diyerek, vatan, millet, sakarya nutukları eşliğinde yürümektedir.
 
Solun mutlak ve mutlak bu sıkışıklıktan kendini kurtarması bir üçüncü yolu kendine çizmesi gerekir.
Solun kendine çizeceği üçüncü yolun içeriğini ise şunlar oluşturmalıdır;

1)Vesayetin ünüformalı veya ünüformasızının birbirinden farklarının   olmadığının ayırdında olarak asıl vesayetin iktidardaki sınıfın VESAYETİ olduğunun bilincine varması, Demokrasinin toplumdaki SINIFLARDAN bağımsız olmayacağını her daim anımsayarak, her zaman KİMİN İÇİN DEMOKRASİ sorusunu kendisine sorması ve en önemlisi de ULUS olmak için, o toprakları YURT olarak sahiplenmesi için, SİYASİ  İKTİDAR perspektifini her zaman önüne koyması gerekir.

2)Ülkenin bölünüyor paranoyalarından kendini kurtarması, yığınları toparlayacağım diyerek, onların geri bilinçlerine hitap ederek vatan, bayrak gibi burjuva değerler üzerinden politika yapmaktan vazgeçmesi, artık geldiğimiz bu çağda çürümüş ve gericileşmiş bir sınıf olan burjuvazinin kendisi gibi çürümüş ve gericileşmiş Demokrasisinden ve Cumhuriyetinden medet ummayı bırakması gerekir.

3)Ayrıca, Bağımsız Sınıf Siyaseti doğrultusunda ideolojik, örgütsel ve politik anlamda bağımsızlığını korumalı, güç olacağım diye, ayakta kalacağım diye Düzen Siyasetinin kuyruğuna takılmaktan, Kuyrukçuluktan vazgeçmesi gerekir.
İşte üçüncü yol bu temeller üzerine inşa edilmelidir.

Sınıfla, siyaset arasındaki bağları kurması gereken Sınıf hareketinin politik öncüsünün yokluğu, Sınıf hareketinin yazgısını bir avuç sendika bürokratının ellerine bırakması ve sonuçta Sınıfla Siyaset arasındaki bağlar kopması, ne yazık ki yaşamın pratiğinin işleyiş hızının, işçi sınıfının ve emekçilerin eylemliliğinin çok önünde seyretmesine yol açmıştır.
Eğer Sınıfın öncüsü, Sınıf hareketinin eylemliliği içersinde ortaya çıkacak ve var olacaksa, bu eylemliliği yükseltmek tüm Komünistlerin görevi olmalıdır.

Bu yola varım diyenler, ellerini taşın altına  koymalı, Komünist olmanın kendilerine yüklediği sorumlulukla, tarihsel sorumluluklarını yerine getirmek için ayağa kalkmalı, bu yolda mücadeleye başlamalıdır.

Bu temelde ortaya çıkacaklar için bir sonraki adım, KOMÜNİSTLERİN BİRLİĞİDİR!
Bu birlik, kendine Komünist diyen siyasal oluşumların tepede oluşturacakları bir BİRLİK değildir.
Tepede bir BİRLİĞİN, MADDİ KOŞULLARI ne yazık ki, ben tepesinde bulunduğum dükkanımın içerisinde mutlu ve mesutum dendiği için oluşamaz.
Bu birlik Komünist olmanın olmazsa olmaz İLKELERİ ETRAFINDA kendini Komünist olarak gören bireylerin oluşturacağı bir BİRLİK olmalıdır.
veda
« Son Düzenleme: 08 Kasım 2019, 18:40:53 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET