Gönderen Konu: GÜNÜMÜZDE İŞÇİ SINIFI, TOPLUMSAL ÖZNE KONUMU!  (Okunma sayısı 150 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3206
GÜNÜMÜZDE İŞÇİ SINIFI, TOPLUMSAL ÖZNE KONUMU!
« : 02 Aralık 2019, 21:04:21 »
Elveda Proletaryacıların, Sınıf Kaçkınlarının sürekli yinelediği, İşçi Sınıfının artık toplumsal hareketlilikte ÖZNE olma konumunu yitirdiği söylemidir.
Ne yazık ki Sınıf hareketinde ki bu gerilik onların bu söylemine nesnel olarak bir "haklılık" kazandırmaktadır.
Oysa bu durumu İşçi sınıfının sırtına yüklemek, İşçi sınıfına yapılmış büyük bir haksızlıktır.
Sınıfın ve Sınıf Hareketinin bu gün geldiği durumun sorumlusu, kendine solum, sosyalistim, komünistim diyen siyasi oluşumlardır.
Başı boş bırakılmayan, kendiliğinden başlasa da ardında Komünistlerin olduğu bir İşçi Sınıfının 15-16 Haziranda neler ortaya koyabildiklerini ortadadır.
80 öncesi DGM leri EZEN, MESS'e geri adım attıran İşçi sınıfı uzaydan gelmemiş, bu topraklarda ortaya çıkmıştır.

Elveda Proletaryacıların, Sınıf Kaçkınlarının bilmediği, artık İşçi Sınıfı geçmişin Marks Döneminin Sanayi Proletaryasından oluşan İşçi Sınıfı değildir.
Üretim Araçlarından yoksun olan, yaşamını idame ettirebilmek için emeğini satmak zorunda kalan, gelecek güvencesinden yoksun, Beyaz Yakalısıyla, Mavi Yakalısıyla bir İŞÇİ SINIFI var artık karşımızda!

Böyle olması, onun temel özellikleri olan üretim araçları karşısındaki durumu sonucu yaşayabilmek için emeğini satmak zorunda kalması noktasında bir değişim yaratmasada, kapsam olarak İşçi Sınıfını büyütmüştür.
Farklı sektörlerden emekçilerin katılımı, sınıfsal olanla toplumsal olanı biribirine yakınlaştırmış, bu durum toplumsal hareketlilikte işçi sınıfının ÖZNE olma konumunu pekiştirmiştir.
Farklı sektörlerde çalışanla, sanayide çalışan arasında, üretim araçlarına sahip olma anlamında, kendi geçim araçlarını üretebilmek için emeğini satmak zorunda  kalması anlamında ve Sermayedarın bunlar üzerinden Sermayesini büyütmesi anlamında son olarakta tüm emekçilerin asıl ortak yanları olan GÜVENCEDEN YOKSUN olmaları anlamında bir fark yoktur.

Sermaye Sınıfı, Ekonomik alanla, siyasal alanı biribirinden ayırarak, ekonomik alanı sarı sendikalarla, siyasi alanıda sistem partileri aracılığıyla(sistem solu dahil) denetim altına aldılar.
Sınıf kavramı salt ekonomik tanımıyla ele alındı, onun ideolojik ve siyasal bütünlüğü bozularak içeriğinden koparttırıldı.
Önce solu bin bir parçaya bölerken, ardından işçi sınıfını da  farklı kategorilere ayırarak bölme yoluna gittiler.

O zaman bunları böleceğimize, bunları biribirine karşıtmış gibi göstereceğimize yapmamız gereken bunları bir araya getirecek, bunlar arası örgütlü birliği sağlayacak kavramlar üretmeliyiz.
Toplumsal Proletarya gibi!
Üretim Araçlarına sahip olmayan, yaşayabilmek için emeğini pazarlamak zorunda kalan ve Sermayenin büyümesine emeği ile katkıda bulunan herkes TOPLUMSAL PROLETARYADIR.

Bir kez daha yineliyelim; Sermayeyi var eden ÜCRETLİ EMEKTİR.
Bu bağlamda baktığımızda Hizmet Emeği ile Sanayi Emeği arasında fark yoktur.
Beyaz yakalı, Mavi yakalı hiç fark etmez.

Her ikiside üretim araçlarından yoksun oldukları için, her ikiside hayatlarını sürdürebilmeleri için emeklerini satmak zorundadırlar.
Her ikisinin de geleceği Patronun iki dudağı arasındadır.
Her ikiside işsizler ordusunun potansiyel elemanı konumundadır.

En başa dönersek, burada en önemli görev, kendini Komünist, Sosyalist olarak tanımlayan siyasi oluşumlara düşmektedir.
İşçi Sınıfını, kendinde sınıftan, kendi için sınıf konumuna getirebilmek, onu politikleştirmek ve onun bilincinde mademki ben üretiyorum o halde neden ben yönetmeyeyim düşüncesinin yer almasını sağlayabilmektir.
Kısaca önemli olan, İşçi sınıfının kendiliğinden hareketlerinin ortaya koyduğu bilinç kıvılcımlarını geleceğin en büyük ateşini yakmakta kullanabilmektir.
veda


Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET