Gönderen Konu: SOLU YENİDEN TANIMLAMAK!  (Okunma sayısı 180 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3261
SOLU YENİDEN TANIMLAMAK!
« : 25 Aralık 2019, 16:42:43 »
Defalarca yazmamıza karşın bir kez daha SOL üzerine yazmak zorunda kaldık.
Her kes kendi penceresinden bir SOL tanımı yapıyor.
Karşımıza bu tanımlar sonucu öyle görüntüler çıkıyor ki, artık Neofaşistliği iyicene tescillenmiş olan Doğu Perinçek ve Partisi bile SOL tanımı içerisine sokuluyor.
O halde yapılması gereken öncelikle Solu, tek başına bu soyutluktan kurtarmak.

Sol kavramını kolayca Sistem Karşıtı, Sistemi yıkmayı kendine hedef edinen Sol, Sistem İçerisi çözümler peşinde koşan, Sistemi "reforme" ederek, Sistemin devamını sağlayan SOL olarak soyutluktan çıkarır daha somut hale getirebiliriz.
Biz bu ikincisine SİSTEM SOLU diyoruz.

Tabi ki bu saptamayı yaparken bu kavramların içeriğini belirlerken temel aldığımız söylemler değil, bu söylemleri dile getiren siyasi oluşumların pratikte ortaya koydukları ile bu söylemlerle ne kadar uyuştuğu.
Yoksa bugün söylemde Sistem Karşıtı olan ancak pratikte ortaya koydukları ile sistem içi "çözümleri" temel alan, siyasetinin ana ekseninini Burjuvazinin belirlediği ve sınırlarını çizdiği Siyaset Alanına endeksleyen bir çok kendini sistem karşıtı olarak tanımlayan Sol var.

Daha da somut ifade etmek istersek;
ÖDP 8 kongrede isim değişikliği yanında artık program ve tüzük değişikliği yaparak yepyeni bir SOL kimlikle ortaya çıkacağını ifade etti ve partinin adını SOL Parti olarak değiştirdi.

Yayınladıkları 12 Maddelik Manifesto da bir kez bile ne Sosyalizm'in ne de toplumsal hareketliliğin öncüsü konumunda olan İşçi Sınıfının adı geçti.
Bir yerde de Düzeni Değiştirmek istediklerini söylediler ancak yerine koyacakları sistemin, alternatif olarak önerecekleri sistemin adını koymaktan bile her ne hikmetse çekindiler.

Neyseki Alper Taş dünkü Haber Türk programında zevahiri birazda olsa kurtarmak adına, bol bol Sosyalizmden ve asıl hedeflerinin sınıfsız, sömürüsüz bir toplum olduğundan bahsedebildi.
Ama burada bile bu Sınıfsız, Sömürüsüz, Sınırsız toplumun adının KOMÜNİZM olduğunu dile getiremedi.

Anlaşılan Alper Taş bile Marks'ın Komünist Manifestoda dile getirdiği, Burjuvazinin yüreğini titreten, Avrupada Dolaşan Komünizm Hayaletinden bayağı bir ürkmüş görünüyor.
Özellikle Reel Sosyalizm'in çöküşü ve 12 Eylül Faşist Diktatörlüğü sonrası her nedense birileri Sosyalizm, Komünizm sözcüklerini ağzına almaktan korkar oldu.
Popülizm uğruna, niceliği arttırmak adına nitelikten taviz vererek, bu kavramları unutmaya, unutturmaya çalıştı.

Özellikle Kapitalizm'in "refah" döneminin sona erdiği, artık yığınlara verecek bir şeyinin kalmadığı, sistem içi "çözümlerin" olanaksızlaştığı bu gelinen evrede, hala sistemin reforme edileceğine inanan siyasi oluşumlar nesnel olarak, bu soygun ve talan düzeninin efendilerinin ekmeğine yağ sürüyorlar.

"Refah" döneminin Burjuva Demokrasisine dönüşün olanaksızlaştığı, Burjuvazinin egemenlik biçimleri arasındaki sınırın iyicene belirsizleştiği, işçi ve emekçiler üzerinde baskı ve zorun giderek arttığı bu dönemde hala yığınları,sınıfsal özünden soyutlanmış DEMOKRASİ sözcükleriyle avutarak onların bu baskı ve zor koşullarına duydukları tepkiyi sistem içi siyaset ve bu siyasetin araçları içerisinde boğmak, artık son nefesine gelmiş dayanmış bu sisteme ve efendilerine SUNİ TENEFFÜS yaptırmaktır.

Yukarda açıklamaya çalıştığımız bu kıstaslar kapsamında kim SOL, kim SİSTEM SOLU (Nasyonalist Sol, Reformist Sol, Liberal Sol) sorularının yanıtı bağlamında gerçek bir SOL tanımı yapabiliriz.
veda

   
 
« Son Düzenleme: 25 Aralık 2019, 18:43:37 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET