Gönderen Konu: KURUMSALLAŞAN ZORBALIK...  (Okunma sayısı 124 defa)

0 Üye ve 5 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi oencel

  • İleti: 33
KURUMSALLAŞAN ZORBALIK...
« : 12 Şubat 2020, 18:53:13 »
Kurumsallaşan Zorbalık…

Suriye'de İdlib çevresinde ilginç gelişmeler yaşanıyor. Nerdeyse Suriye sorunu İdlib’de düğümlendi desek yeridir.
Öz itibarıyla Suriye Ordusu başını ABD ve batının çektiği BOP yada genişletilmiş adıyla GOP bağlamında bir kışkırtmayla Türkiye, Arabistan ve Katar gibi taşeron ülkeleri de kullanarak Suriye’ye soktuğu IŞİD türü cinayet şebekeleri eliyle başlattığı iç savaştan Rusya ve İran desteğiyle cihatçı çeteleri yenmiş, ülkeden süpürerek İDLİB vilayetine sürmüştür. Normalde Savaş bitme aşamasına geldiği halde savaşın bitmesini istemeyen güçler savaşı sürdürmenin bir yolunu bulmaktadırlar. Suriye’nin kuzey doğusu Rakka’ya kadar önemli bir kesim cihatçılardan temizlendiği halde ABD desteğinde SDG denetiminde (siz PYD anlayın) bulunuyor. Kuzey sınır boyu ise Fırat kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınar'ı hareketleriyle oluşturulan ceplerde Türkiye var. Tüm buralarda IŞİD temizlendi.. İdlib vilayeti ise Suriye Ordusunun önünden kaçanlarla birlikte dört beş milyonu bulan cihatçı çeteler ve onların aileleri ve yerli nüfus var. Rusya Uçağının düşmesi sonrası Türkiye'nin değil Suriye’de operasyon düzenlemesi sınıra dahi yaklaştırılmadığı bir ortamla sıkışan Türkiye, güvendiği ABD ve NATO’yu da yanında göremeyince Rusya’dan özür dileyerek ilişkilerini düzeltmeye çalıştı, 15 Temmuz FETO darbesi ve Tezgah kokan KARANLIĞIN içinde bulunduğu durum, ABD’nin FETO darbesindeki parmağı.. Rusya’nın Tereddütsüz AKP iktidarının yanında durması, İran’ın Türkiye’ye desteği ve bundan yararlanan Rusya’nın Türkiye'ile ilişkilerini geliştirerek, ABD ile Türkiye ve NATO ilişkilerine çomak sokma hesabıyla gelişen ticari ilişkiler, hava savunma sistemi S-400 alımı, Nükleer santral ihaleleri, boru hatları… yani buna karşılık Türkiye’ninde Suriye’de ABD destekli Kürt koridorunu “GÜVENLİK” nedeniyle önleme çerçevesindeki isteklerine yeşil ışık yakmasıyla (Afrin, El Bab’da ABD ile karşı karşıya getirme hesabı tutmadı, ABD operasyon öncesi çekildi) Astana ve ardından Soçi anlaşmalarıyla Türkiye'nin tekrar Suriye'de devreye girmesi, Ard arda operasyonlarla Fıratın batısında ve doğusundaki bu üç hareket (Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı) ve  bağlamda İdlib’de Soçi anlaşması gereği Türkiye’nin istemiyle orayı terörist ve muhaliflerden ayrıştırma, silahsızlandırma ve M4 (Lazkiye yolu ) M5 (Halep) yolunun teröristlerden temizleyeceği sözü ve bu bağlamda çatışmasızlık bölgesi oluşturma projesi bağlamında Türkiye’nin 12 gözlem noktası oluşturarak Rusya’nın bizzat insiyatifiyle İdlib’e sokuldu dersek abartmış olmayız. Yani bu günki problemi bizzat başına bela eden Rusya’nın kendisidir. Sonuç ise ne ABD ne de NATO’dan uzaklaştırabildi tersine ABD ve NATO’yu Suriye’ye müdahaleye çağırdı ve ABD uçakları bu gün Suriye mevzilerini vurdu… Bu ne SDG’ye benzer ne de Sürülmüş cani çetelerine.. bu Ortadoğu’da geçiş ülkesi, kıtalar kavşağı, enerji bölgesi, su kaynakları kavşağında bir ülkenin başında bulunan KARANLIK bir iktidarının ülke çıkarlarını önüne siper ederek kendi KARANLIĞININ bekasını sağlama almak için her şeyi yapabileceği bir oynaklıkta, merkezine değerler bütünü yerine Ortaçağ birikimi kurnazlığını koyan ve ülke yönetiminin uluslararası yerleşmiş diplomatik kuralları es geçen ucube bir siyasi anlayışı hesaba katamayan bir durumla karşı karşıyadır Rusya emperyalistleri. Şimdi kendi eliyle soktuğu bu gücü nasıl çıkaracağını kara kara düşünüyor dersek abartmış olmayız. Çünkü hızla gelişen ilişkileri bir çırpıda bitirip ABD’inin ekmeğine  yağ sürmek istememesi, duraksamalar aleyhine kullanılacaktır. Türkiye'nin ABD’den hiçbir zaman kopmadığını anlamış mıdır?
Oysa Türkiye'deki KARANLIĞIN Suriye’ye bakışı BOP çizgisinden hiç şaşmadı, “Emevi camiinde namaz kılma” anlayışını hiç terk etmedi, yeni osmanlılık hayalini ve ihvancı bakış açısını hiçbir zaman terk etmedi, tüm hesapları bölünmüş Suriye üzerine kuruludur, “Ülke güvenliği” bahanesine sığınarak girdiği bölgelerde, kaymakamından okuluna atamalar yaparak Suriye’den toprak koparma hesabını yapmıştır. Bu gün İdlib’de yaşanan ard arda saldırıları bu bağlamda okumada yarar var. Saldırıların nedeni, Rusya’nın dile getirdiği Soçi mutabakatına uyulmaması, Teröristlerin HTŞ yani Heyet el Tahriri Şam,  eski adıyla Nusra ve diğer cihatçı gurupların bırakın silahsızlandırılmalarını el altından desteklendiği kaygısını bizzat Rus yetkililer dile getirmiş, en son bu cihatçı gurupların saldırısı sonucu 4 Rus askerinin öldürülmesiyle ( bu olay öncesi geçtiğimiz haftadanABD’li yetkililerle gizli açık görüşmeler, Ukrayna tutumu KARANLIĞIN ABD ile yakınlaşmaya yönelik adımları olayların çok önceden kurgulandığını da gösteriyor) birlikte İdlib’de ilerleyişini sürdüren  M4 ve M 5 karayolunu ele geçirmesi, İdlib’in düşürülme riski KARANLIĞI telaşlandırmıştır bu nedenle acele Suriye ordusunun önünü kesmek için geçen hafta başlatılan yoğun askeri sevkiyatın Suriye ordusunun saldırısıyla kesilmeye çalışılmış, sekiz askerden sonra beş askerlerle birlikte 13 asker yaşamımı yitirmiştir.
ABD’nin fırsatı kaçırmaması üst düzey görüşmeler trafiği Suriye’de ABD, NATO destekli saldırılarla Türkiye - Suriye savaşının yoğunlaşacağını, bunun ise en başta bölünmüş Suriye projesine sahip ABD ve İsraile yarıyacağını görmek için müneccim olmaya gerek yok.
Peki KARANLIĞIN bunda çıkarı ne sorusu var karşımızda, KARANLIĞIN kendisi bir projedir, proje ise BOP’tur eş başkanını da biliyorsunuz.Suriye ile  Nasıl ki bir dönem “ Kardeşim Esad” ile başlayıp “Katil Esed” ile bitirilmişse; şimdi de “ Dostum Putin” ile bir bahar başlatılıp “güvenilmez Putin” ile sonlandırıldı. 
Ve bunlar yeryüzünün tüm KARANLIĞININ tonlarını içinde barındıran ABD ve batı emperyalistlerinin müdahalesiyle sonlandırılıyor. Yani her şey emperyalistler için kontrol altında..
AKP KARANLIĞI ise bu kaotik süreçte ekonomik sıkışmışlığının, toplumsal itirazlarının üzerini örtecek, kendi ŞERİ düzenlerini sağlamlaştıracak, “Vatan Millet, Sakarya” nutukları eşliğinde tüm muhalif güçleri susturacak, toplumu raptı zapt altına alarak “ Ülke Bekası” söylemiyle kendi bekalarının ömrüne ömür katacaklardır.
Bu açıdan karşımızda burjuva anlamlarda kendi ülke çıkarlarını gözeten bir iktidar yoktur. Tüm kaygıları, tüm hesapları KARANLIĞIN ülkede güvenliğini sağlayarak AYDINLIĞIN çıngısının bile  görünmeyeceği üzerine kurulu KARANLIK bir strateji izlemekte; bunun içinde dışarda Savaş tamtamları çalarak, içerde kahverengi haki, mavi gömleklilerini devreye sokarak toplumun açlık, işsizlik ve sömürüye karşı isyanlarını bastıracak ZORBALIĞIN kurumlaştığı KARANLIĞIN bekasını sağlamaktır.
Rusya önceden bunların hesabını yaptı mı bilinmez, bilinen Rusya’nın tarihten gelen birikimini ve Putin yönetiminin hafife alınmayacak hamlelerini hesaba katmadan Suriye sahasında yapılacak her hamle KARANLIĞIN ülkeye keseceği,  özellikle emekçi kesimlere artırarak ödedececektir.
Bu süreçte AYDINLIKTAN yana olan herkes ama herkes; bu KİRLİ SAVAŞA ve arkasındaki KİRLİ siyasete karşı top yekun bir karşı duruşu göstermek zorundadır.
Bunu YENİ KAPI düşkünleriyle değil, ezilen işçi ve emekçileri arkasına alacak, sadece teoride, söylem ve bildirilerde değil, alanlara inerek toplumsal direnişin fitilini ateşleyecek bir mücadeleyele olanaklı olacaktır. Yeni Kapı’da yer alan Sosyal Demokrat geçinen ana muhalefetin tabanın da Aydınlığın yanında olacağını, çünkü KARANLIĞIN en fazla vurduğu kesimin onlar olduğu hesaba katılarak sosyalist, komünist ve yurtsever güçlerin, Liberal soytarılıkla aralarına mesafe koyan, düzen partileriyle oynaşmayan, başta Kürt dostlar olmak üzere tüm sol kesimin askeri müştereklerde ortaklaşacağı acil eylem planıyla işe başlanabilir.
Savaş yıkım demektir, hele KARANLIĞIN savaşı yıkımın yıkımıdır, savaşta zenginler ölmez, depremde zenginler ölmez, ölen bu ülkenin yoksul, emekçi çocuklarıdır.
Kirli savaşa da kirli siyasete de
Sömürü ve soygun sistemine son vermeye de ancak örgütlü, bilinçli Sınıfsal bir duruşla açık, anlaşılır net bir eylem planını hayata geçirerek son verebiliriz.
Şu anda var olan meclis dışı sol güçlerin her biri tek başına bu KARANLIĞA son verecek güçte değilse diğer sol güçlerle ortaklaşacakları birleşik bir eylem planıyla mücadeleye soyunmaları aciliyetini dayatmaktadır. Yoksa farklı kulvarlarda “Yeni Kapıcıları” eleştirir ve yerimize otururuz.
12022020
Ramazan Öncel