Gönderen Konu: TKP'NİN YAKIN DÖNEM TARİHİ ÜZERİNE!  (Okunma sayısı 174 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3261
TKP'NİN YAKIN DÖNEM TARİHİ ÜZERİNE!
« : 13 Şubat 2020, 11:35:17 »
Bu sene 100 yılını kutlayacağımız TKP tarihi için herkes bulunduğu pencereden, kendi meşrebince bir şeyler söylemektedir.
Eğer yarını bugünden kurmak istiyorsak geçmiş yaşananlardan dersler çıkartmalıyız.
TKP tarihi hepimizin tarihidir ancak bu tarihi hakkıyla anmak için, ona yüzümüzü dönmemiz ve olumlu, olumsuz atılan tüm adımlarla yüzleşmeliyiz.
Bu yazıda inceliyeceğimiz Tarihi süreç, 74 atılımı ile başlayan TBKP süreci ile sonlanan, hepimizin içerisinde yer aldığı süreçtir.

Olumlu olarak bakacağımız adımlara gelince;

TKP nin o dönem başta işçi sınıfı olmak üzeri yığınları ortak mücadelede toparlaması, sınıf hareketiyle, toplumsal hareketi bir
araya getirmesi, işçi sınıfı içerisinde ki çalışmalarıyla, sınıfla siyaset arasındaki bağı oluşturarak, DİSK'i Sınıf Sendikacılığına yöneltmesi, DİSK'in ardında durarak, Sınıfın Üretimden Gelen Gücünün etkisini, gerek DGM ler, gerekse MESS karşısında DİSK'e attırdığı adımlarla göstermesidir.
Kısaca TKP başta Fabrikalar olmak üzeri hayatın her alanında etkisini ve ağırlığını hissettirmiştir.

Olumsuz yönlere gelince;

TKP tarihi kurulduğundan bu yana, SBKP den bağımsız bir yol almadığı için özellikle SBKP nin olumsuz etkileri, bu bahsettiğimiz dönem içerisinde de TKP üzerinde hep kendini göstermiştir.
SSCB Bilimler Akademisi tarafından üretilen sağ oportunist, revizyonist tezler TKP'ye dayatılmış, TKP de hiç itiraz etmeden bu tezleri kabullenmiştir.
Nedir bu tezler; UDC, UDD, İleri Demokrasi, Kapitalist Olmayan Kalkınma Yolu.

Hani hep Likidasyondan bahsediyoruz ya, yukarda bahsettiğimiz SSCB Bilimler Akademisi tarafından üretilen TEZLER, önümüzde akıp giden hayat karşısında karşılık bulmadığından, Likidasyon Dünya Komünist Hareketi ve TKP üzerinde, bizzat YAŞAMIN kendisi tarafından başlatılmıştır.

Demokrasi Mücadelesi aşırı abartılarak, Demokrasi bir araç olmaktan çıkartılarak amaçlaştırılmış ve Sosyalizm Mücadelesinin önüne koyulmuştur.
Böylece UDC lere, UDD lere programda yer verilerek Burjuvazi içerisinde,  gelinen o evrede artık varlığı ortadan kalkmış bir kesime(ULUSAL BURJUVAZİ) ilericilik atfedilerek, CEPHE arayışlarına girilmiştir.

Anti Tekel mücadele denilerek, aslında Kapitalizm'i karşısına almayan, onu EHLİLEŞTİRMEK dışında bir anlam içermeyen, Kapitalist Olmayan Yoldan Kalkınma gibi, Sosyalizm'i unutturan, Sosyalizm'i hedef olmaktan çıkartan, REFORMİST POLİTİKALARIN peşine takınılmıştır.
Bu politikalar sonuçta TKP'yi CHP nin kuyruğuna takmıştır.

En büyük vebalde, SSCB'nin Barış İçerisinde Bir Arada Yaşama İlkesi çerçevesinde, yaklaşık iki sene 12 Eylül Faşist Diktatörlüğüne isim konulamamış, Askersel Diktatörlük demekle yetinilmiştir.
Kimi aklı eveller, Faşist Cunta içerisinde SOL KANAT aramaya bile kalkmışlardır.

Geleceği sağır sultan tarafından bile bilinen  Faşist Diktatörlük konusunda, özellikle işçi sınıfı içerisinde çok etkin olan TKP ne yazık ki Büyük Abisinin politikalarının etkisinde kalarak, yığınları Faşist Cuntaya karşı mücadele için bir araya getirememiştir.
Öyle ki, 13 EYLÜL günü Sokakların bomboş olması Faşist Cuntanın BAŞINDAKİNİ BİLE ŞAŞIRTMIŞTIR.

Reel Sosyalizm sürecinin sonuna gelindiğinde, SSCB de ki bu Sağ Oportunist sapmanın sonucu, Gorbacov ve onun Prestroikasıyla SSCB  "Sosyalist" kimliğini tamamen bırakmıştır.
Reel Sosyalizm'in çöküşü, Tarihsel Sınırlarına hızlıca yaklaşan Kapitalizm'e derin bir soluk aldırırken aynı zamanda bundan olumsuz etkilenen Dünya Komünist hareketinin üzerine bastığı Politik Zeminde kaymalara neden olmuştur.

TKP de ki bu Likidasyon, Dünya Komünist Hareketinin ideolojik ve örgütsel Likidasyonundan bağımsız ele alınamaz.
İşte bu dönem, tamda Komünist Partiler'in başına, yaşanan bu nesnellikle örtüşen öznelerin gelmesine neden olmuştur.
Nabi Yağcı ve şürekası bu dönemin ÖZNELERİDİR.


O dönemin SBKP nin etkisi ve zorlaması sonucu, birlik adı altında bir süreç başlatılarak, TKP nin Likidasyonuna karar verilmiştir.
Aslında bu duruma gelene kadar özellikle hem SBKP hemde içte Nabi Yağcı ve şürekası tarafından izlenen politikalar, ayrıyeten TKP içerisinde SOL kanadı oluşturan N.AKSEYMEN ve ekibinin SBKP nin baskısıyla tasfiyesi TKP yi LİKİDASYONA açık hale getirmiştir.

Bu olanlardan bir sonuç çıkartmak gerekirse; bu olumsuzluklardan politik sonuçlar çıkartarak, bu sonuçlar üzerinden yanlışlardan arınmış politikalar üretmeliyiz.
Ne yazık ki artık kafamızı duvara toslayacak ve her şeye sil baştan başlayacak lüksümüz kalmamıştır.
veda


Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET