Gönderen Konu: LİKİDASYON, LİBERALİZM İLİŞKİSİ VE LİBERALİZM, ULUSALCILIK ÇIKMAZI!  (Okunma sayısı 161 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3303
Liberal Virüs ülke siyasetinde hızla yayılırken beraberinde sol siyasetin ideolojik alt yapısını da aynı hızla etkiliyor.
Geçmişin Dünya Komünist Hareketine egemen olan sağ oportunist, revizyonist sapma sonucu ortaya çıkan bize göre çöküş, bir başkalarına göre çözülme karşısında ister istemez aynı çöküşün yaşanmaması için teorik düzlemde arayışlar, ne yazık ki Liberal Virüsün kolayca yayılacağı alanı da birlikte yaratıyor.

Arayış adına Marksizm'in ve Leninizm'in en temel ilkeleri, bir anlamda olmazsa olmazları, bir bir terk ediliyor.
İşçi Sınıfının reddi, işçi sınıfı yerine farklı "devrimci" dinamiklerin inşası beraberinde, olayları ve olguları incelerken elimizde olması gereken SINIF PUSULASININ inkarını da getiriyor.

Demokrasi, Sınıf ilişkisi yok sayılarak, Demokrasi sınıfsal bağlamından kopartılarak, Sınıflar üstü bir Demokrasi temelinde BİRLİK çığlıkları yükseliyor.

Aynı sınıfsal körlük, Vesayet konusunda da kendini göstererek, Sivil Vesayetle, Askeri Vesayet arasında fark olmadığı, asıl vesayetin iktidarı elinde tutan sınıfın vesayeti olduğu ve o vesayete karşı mücadele verilmesi gerektiği görmezden gelinerek, Askeri Vesayete karşıyız söylemleriyle, Askerin Vesayetin, Sınıfsal Vesayetten bağımsız olamıyacağı gerçeği atlanıyor.

Liberal Virüs özellikle de İşçi Sınıfının düşünen eli partisinin olmadığı koşullarda çok daha kolay tüm siyasi oluşumlara ve kurumlara yayılıyor.
Güçlü bir Sol odağın olmaması, Sol güçlerin içerisinde bulundukları güçsüzlükleri aşamaması, onları Liberalizmin etkisine açık hale getiriyor.
İşte bu noktada İşçi Sınıfının Bağımsız Sınıf Siyasetinden tavizler verilerek, ideolojk ve örgütsel bağımsızlık yitiriliyor ve LİKİDASYON başlıyor.


Dümeni tamamen Liberallerin elinde olan HDP, bu bağlamda örnek gösterilecek bir LİKİDASYON odağı!
İçerisinde ki kendini, Sosyalist ya da Komünist olarak niteleyen yapılar, yavaş yavaş yukarda da değindiğimiz gibi, ayakta kalabilmek için ideolojik ve örgütsel bağımsızlıklarını yitirmeye başlıyor, KUYRUKÇU konuma düşüyorlar.

HDP'nin sınıf işbirlikçi, sınıf uzlaşmacı siyasetleri karşısında tavır alamıyarak, kendilerini tanımladıkları kimliklerine ihanet ediyorlar.
Kendini Sosyalist olarak niteleyen aynı zamanda HDP bileşeni olan ESP nin eski Genel Başkanı, aynı zamanda HDP nin de eski eş başkanı Figen Yüksekdağ HERKESE DEMOKRASİ diyerek, kendi kimliğini ve partisinin kimliğini inkar ediyor.

Somut olarak bir şeyler söylersek, bugün sol kesimde ortaya çıkan LİKİDASYONUN ana nedeni Liberalizmin yaydığı VİRÜS, LİBERAL VİRÜS.
Ne yazık ki bu virüse karşı "mücadele" veren bir kaç sol yapıda ULUSALCI bir bakış açısına sahip olduğundan, siyaset alanı Liberaller ve Ulusalcıların etkisi altında bir kör dövüşüne sahne oluyor.
Aslında her iki akımda bu mücadele altında karşılıklı biribirilerini besliyorlar.

Liberallerden, Liberal Virüsten bahsederken Ulusalcılar hakkında da bir iki söz söylemek gerek.
Liberallerin İkinci Cumhuriyetine  karşı çıkacağım diyerek tarihsel kesitinden kopartılmış, artık çürümüş, gericileşmiş, asalaklaşmış bir sınıfın Cumhuriyetine övgü düzenliyenler, onun peşinden koşanlar.
Her  30 Agustosta Başkomutanlarına Selam gönderenler.
Yüreğinin yarısını Mustafa Suphiye verirken kalan yarısını, Mustafa Suphi'nin katline ferman veren Mustafa Kemal'e verenler.


Tabi ki onları unutacak değiliz!
VEDA
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET