Gönderen Konu: ÇANAKKALE SAVAŞI ÜZERİNE!  (Okunma sayısı 177 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3303
ÇANAKKALE SAVAŞI ÜZERİNE!
« : 18 Mart 2020, 14:46:02 »
Çanakkale Savaşının yıl dönümü!
Merak ediyorum sol kesimde kimler bu savaşa sahip çıkarak, sosyal yurtsever, sosyal şoven yüzünü bizlere gösterecek!

Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşının bir uzantısı olan Çanakkale Savaşına sahip çıkmakla öz olarak asıl savaş olan Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşın da taraf ülkelerin işçi ve emekçilerini bu savaşta kendi Burjuvalarını desteklemeye çağıran İkinci Enternasyonal Döneklerinin Sosyal Yurtsever, Sosyal Şoven Politikaları arasında hiç bir fark yoktur.

Hani hep söyledik, yurt ya da vatan, egemenlerin kendi sömürü alanlarını belirlemek için etrafını kırmızı çitlerle çevrelediği toprak parçalarıdır.

Egemenler kendi çıkarları için etrafı kırmızı çitlerle çevrili bu toprak parçasında yaşayan halkları YURT ÇIKARI, ULUS ÇIKARI kılıfı adı altında bir başka egemenin etrafını kırmızı çitlerle çevrelediği bir başka toprak parçasına, o toprak parçası üzerinde yaşayan halkların üzerine saldırtırlar.
Bugünlerde yıldönümü kutlanan Canakkale Savaşı da tıpkı böyle bir savaştır.

Ne yazık ki solda ki bazı sosyal yurtseverler, Çanakkale savaşını bir yurt savunması olarak görerek ona övgüler düzerler ve onu bir zafer olarak görürler, hatta daha da ileri giderek Osmanlıyı MAZLUM Ulus olarak niteliyerek bu savaşa  Anti Emperyalist bir kimlik yüklerler.
Evet yanlış duymadınız egemenliği altındaki topraklarda yaşayan halkları acımasızca sömüren Osmanlı, bunların dilinde MAZLUM  bir Ulus oluverir, ona Anti Emperyalist bir kimlik verilir.

Haklı Savaş nedir?, Anayurt Savunması nedir?, Anti Emperyalizm nedir?,
İşte tüm bu soruların yanıtları bizler için ayırım noktalarıdır.
Çanakkale Savaşı konusunda alınan tavıra baktığımızda bu ayırım çok daha somut olarak gözlerimizin önüne serilir.

Komünistler’in SAVAŞ konusunda ki düşünceleri açık ve nettir.
Komünistler Savaşı haklı ve haksız savaşlar olarak iki katagoride tanımlarlar.

Komünistler için haklı savaşlar; zulme, sömürüye, halklar üzerindeki ulusal baskıya, Asimilasyona ve Emperyalizme karşı verilen savaştır.
Haksız savaşlar, karşı çıkılması gereken savaşlar ise; Emperyalistler arası paylaşım savaşı temelinde, tüm dünya da ülke çıkarı, yurt çıkarı adı altında, din ve bayrak figürleri kullanılarak, halkları biribirine düşüren savaşlardır.

Tüm bu söylenenleri en özlü şekilde ifade etmek istediğimizde geçmişte çok sık kullandığımız bir slogan, aslında Komünistler’in savaş karşısındaki tavırlarını bize gösterir.

SAVAŞA KARŞI BARIŞ, ZULME, SÖMÜRÜYE, HALKLAR ÜZERİNDEKİ ULUSAL BASKIYA KARŞI SAVAŞ!

Çanakkale Savaşını bu bağlamda değerlendirdiğimizde bu savaşın Birinci Emperyalist Paylaşım savaşının bir parçası, bir uzantısı olduğu hemen görülür.

Bir kere bu savaşta Osmanlı Topraklarına saldırılmamış tersine Osmanlı, Almanya’nın da desteğiyle iki gemi aracılığıyla Rus Limanlarını bombalayarak Birinci Paylaşım savaşında Almanyanın yanında saf tutmuştur.
Üstelik Çanakkale Savaşı'nın asıl KOMUTANI, ALMAN GENERAL LİMON VAN SANDERS'DİR

Eğer savaşı, Almanya ve müttefiki Osmanlı kazansaydı, onlar hangi topraklara saldıracak, hangi toprakları işgal edeceklerdi, tabi bu işgalcilerden biride Osmanlı olacaktı!

Demek ki bu savaş başlangıcı ile sonrası ile bir Emperyalist Paylaşım Savaşı’nın parçasıdır.
Bu saptamadan yola çıkarak Çanakkale Savaşını Anayurt savunması gerekçesinin ardına sığınarak savunan sosyal yurtseverlere, Emperyalist Paylaşım savaşlarında ana yurt savunmasının ancak işçi iktidarının var olduğu ülkelerde geçerli olabileceğini anımsatmak isteriz.

Çanakkale Savaşı ana yurt savunması olamaz çünkü Osmanlı bizzat bu Emperyalist Paylaşım Savaşının tarafıdır ve bu toprak parçası o toprak parçasında yaşayan ezilen, sömürülen yoksul halkın değil, o toprak parçası üzerinde İKTİDAR olarak, İKTİDAR aracılığıyla o yoksul ve ezilen halkı ezen, soyan, sömüren Egemenlerindir.

Eğer Anayurt Savunmasına bir örnek verilecekse en iyi örnek, İkinci Paylaşım savaşı sürecinde, Stalingrad Savunmasıdır.
Çanakkale Savaşını bir yurt savunması olarak göstermek SOSYAL YURTSEVERLİĞİN, SOSYAL ŞOVENLİĞİN bir göstergesidir.

veda

Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı Ekim

  • İleti: 1815
Ynt: ÇANAKKALE SAVAŞI ÜZERİNE!
« Yanıtla #1 : 18 Mart 2020, 16:39:12 »
Çanakkale'de ,Osmanlı savaşın ittifak kuvvetlerinden biriydi.Bu gerçeği kimse değiştiremez.Tarihsel gerçekleri burjuvazinin anlattığı şekilde yorumlayamayız. İki büyük ittifak grubun arasındaki bu savaşta emperyalistlerin çıkarları için halklar birbirlerine boğazlatılmıştır.

Osmanlı ,Almanya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu yanında , bu savaşın öncesinde kaybettiği toprakları geri almak hem de ekonomik ve siyasal olarak daha güçlü bir pozisyon elde etmek için bu savaşa üstelik büyük bir hevesle girmişti. Ama işler istedikleri gibi gitmedi ,mağlup duruma düşmeleri onların işgale karşı haklı savaş yürüttükleri anlamını taşımaz. Kimse senin toprağına durup dururken girmedi,sen emperyal heveslere kapılıp savaşa taraf olunca karşındaki güç de armut toplamayacaktı. Yani ,Osmanlı savunma durumunda değildi savaşın başlangıcında; saldırgan konumdaydı. Saldırı gücü yok olunca savunmaya geçti doğal olarak.

Osmanlı ,kendi çıkarları için savaşa girmeyi uygun görmüş ve Rusya'ya karşı düzenledikleri saldırıcı sonucu bu paylaşım savaşına dahil olduğunu ilan etmiştir.

Bazı aklı evveller , SSCB (üstelik SSCB diyerek ) de söz konusu savaşa dahil olmuştu diyerek tarih bilmezliğini göstermektedir. 1. Paylaşım Savaşı başladığında (1914) yani 1917 Ekim Devrimi'nin gerçekleşmediği zaman diliminde  Rusya olarak savaşa dahil olunmuş fakat savaş sürecinde 1917 Ekim Devrimi gerçekleştiğinde hemen savaştan çekinilmiştir.

Ezcümle , emperyalist talandan pay almak ve Osmanlı'yı yeniden hayata döndürmek amaçlı 1. Paylaşım ve devamındaki savaşlarda bilerek,isteyerek taraf olunmuş ve maalesef tüm haksız savaşlarda olduğu gibi olan milletin evlatlarına olmuş ,insanlar yoksulluğun bin bir türlüsünü tatmışlardır.



« Son Düzenleme: 18 Mart 2020, 16:42:42 Gönderen: Ekim »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.