Gönderen Konu: KÜRESELLEŞME, PROLETARYA ENTERNASYONALİZMİ VE ENTERNASYONALİZMİN GEREKLİLİĞİ!  (Okunma sayısı 154 defa)

Solplatform ve 6 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı veda

  • İleti: 3337

KÜRESELLEŞME PROLETARYA ENTERNASYONALİZMİ VE ENTERNASYONALİZMİN GEREKLİLİĞİ-1!

Küreselleşme, farklı ülke ekonomilerinin herbirinin  diğerine tıpkı bir network ağı gibi bağlandığı bir Dünya Ekonomisi bütünlüğüdür.
Bu bağlamda baktığımızda Küreselleşme Sınıfların iradelerinden bağımsız yürüyen, Nesnel bir süreçtir.
Sınıflar bu sürecte, bu süreci kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmek adına, bu süreçle ilgili politikalar oluşturarak sürece müdahil olurlar.
Bu temelde baktığımızda Küreselleşmeye karşıyız yerine, Emperyalizmin Küresel Politikalarına karşıyız söylemi daha doğru bir söylem olur.

Üretimin ulus sınırlarının ötesine çıkması, mekandan bağımsızlaşması, beraberin de üretimin iki bileşeni olan sermaye ve emeği de mekandan bağımsızlaştırmış, sermaye ve emeğin de küresel iki güç haline gelmesine neden olmuştur.
Sınıfların iradelerinden bağımsız olarak gelişen ama aynı zaman da onların iradelerini etkileyen bu süreç karşısın da, kendine solum diyenlerin de, hafızalarında ki ezberleri bozma zamanı gelmiştir.

Aslında Komünist Manifesto da Marks o dönemden bugünleri öngörmüş ve Küreselleşmenin ip uçlarını vermiştir.

" Ürünleri için sürekli genişleyen bir pazar gereksinmesi, burjuvaziyi, yeryüzünün dört bir yanına kovalıyor. Her yerde barınmak, her yere yerleşmek, her yerde bağlantılar kurmak zorundadır.
Burjuvazi, dünya pazarını sömürmekle, her ülkenin üretimine ve tüketimine kozmopolit bir nitelik verdi. Gericileri derin kedere boğarak, sanayiin ayaklan altından üzerinde durmakta olduğu ulusal temeli çekip aldı. Eskiden kurulmuş bütün ulusal sanayiler yıkıldılar ve hâlâ da her gün yıkılıyorlar. Bunlar, kurulmaları bütün uygar uluslar için bir ölüm-kalım sorunu haline gelen yeni sanayiler tarafından, artık yerli hammaddeleri değil, en ücra bölgelerden getirilen hammaddeleri işleyen sanayiler, ürünleri yalnızca ülke içinde değil, yeryüzünün her kesiminde tüketilen sanayiler tarafından yerlerinden ediliyorlar. O ülkenin üretimiyle karşılanan eski gereksinmelerin yerini, karşılanmaları uzak ülkelerin ve iklimlerin ürünlerini gerektiren yeni gereksinmeler alıyor. Eski yerel ve ulusal kapalılığın ve kendi kendine yeterliliğin yerini, ulusların çok yönlü ilişkilerinin, çok yönlü karşılıklı bağımlılığının aldığını görüyoruz. Ve maddi üretimde olan, zihinsel üretimde de oluyor.
Tek tek ulusların zihinsel yaratımları, ortak mülk haline geliyor. Ulusal tek yanlılık ve dar kafalılık giderek olanaksızlaşıyor ve sayısız
ulusal ve yerel yazınlardan ortaya bir dünya yazını çıkıyor. " (Karl Marks-Fredric Engels-Komünist Manifesto)


Yani ta o günden Ulusal ekonomilerin tek bir Dünya Pazarına doğru genişlemesi öngörülmüş.
Bugüne geldiğimizde, özellikle Bilgi işlem Teknolojisinin gelişimi sonucu İletişim alanındaki Devrimsel atılımlar, Üretimi mekandan bağımsız hale getirerek, bir malın Üretim sürecine pek çok Ülkenin katılmasına olanak sağlamıştır.

Sermaye bu nesnel süreç içerisinde bu süreçle ilgili kendi sınıf çıkarlarına uygun politikalar geliştirken, emek için ne yazık ki aynı şeyleri söylememiz olanaklı değildir.
Oysa emeğin küreselleşmesi sonucu küresel bir güç haline gelmesi, sermayenin işine gelmez.

Bu nedenle o gelişen bu nesnel sürece müdahale ederek, emeğin tüm dünya üzerinde ki dolaşımının önüne engeller koyarak, bunu gerçekleştirecek  politikalar üretir.
Öncelikle Sermaye bu süreç içerisin de, küresel bir güç olması gereken emeği, sol içerisindeki ideologları aracılığıyla dar ulusal sınırlara hapis ederek, sürecin kendisine sağladığı küresel güçten yoksun bırakmaya, onun gücünü zayıflatmaya çalışır.

Böylece emek, dar ulusal sınırlar da burjuvazinin izin verdiği ölçüde, onun belirlediği alanlarda siyaset yapmaya zorlanır.
O nedenle de oluşturulacak emek eksenli politikalar, küresel bir güç haline gelmiş bulunan sermayeye ve onun evrensel alanda uyguladığı stratejiye yönelik olmalıdır.

Demek ki ulus devletleri savunmak, emeğin çıkarlarına uygun politika olmaz.
Bu bağlam da, yurtseverlik te dahil her tür ulusalcı politikalara son verilmelidir.

Temel olan emeğin evrensel olarak vereceği mücadeledir.
Her tür yerel mücadele,evrensel mücadelenin çıkarlarına tabi olmalıdır.

Geçmişe göre Ekonomiler arası iş bölümü artarak, Ülke Ekonomileri ve bu Ülkelerde yaşayan İnsanlar arasındaki karşılıklı Etkileşim ileri boyutlara varmıştır.
Bu süreç doğal olarak geleceğin toplumununda Maddi Öncüllerini, kendi gelişimi içersinde yaratmıştır.

Üretimin ve Üretim sürecinin hiç olmadığı kadar Toplumsallaşması ve Mekandan Bağımsız hale gelerek Dünyasal bir alana yayılması, özellikle de İletişimdeki bu devasa gelişim ileride, Geleceğin Toplumunda üretimin tüm dünyada planlanabilirliğinin de önünü açmıştır.
Aynı biçimde Ulusal Ekonomileri biribirine bağlayan bu süreç, bu Ekonomilerle yönetilen Ülkelerdeki İşçi ve Emekçilerin "Kaderlerini de" birbirlerine bağlayarak, onların birlikte mücadele etme olasılıklarını arttırmıştır.

O nedenle Proletarya Enternasyonalizmi, bugün için her zamankinden çok  daha fazla önem kazanmıştır.
Bu gelişim Yeni bir Enternasyonalin alt yapısını oluşturacak, tüm Ülkelerin İşçilerinin ortak etkinliğini olası kılmıştır.

Tabi ki işçi sınıfı öncelikle kendi bulunduğu coğrafya da bu mücadeleye başlayacaktır.
Siyasi Erk ulus ölçekli olduğu için, burjuvazinin elinden iktidarı alarak, kendini  toplumda egemen konuma, ulus konumuna yükseltecektir.
Ancak bununla kalınmamalıdır.

Geçmiş yaşananlar bizlere, işçi sınıfının kurtuluşunun tek bir ülke ile sınırlı kaldığı sürece sağlanamayacağını, kurtuluşun tek başına değil, işçi sınıfının evrensel birliği ile ancak olası olabileceğini göstermiştir.
İşte bu nedenle işçi sınıfı şimdiden bir taraftan, yerel mücadelenin örgütlülüğünü ve bu örgütlülük temelinde siyasi erki almaya yönelik stratejileri ve buna uygun programı oluştururken, diğer taraftan da gerçek kurtuluşun ancak geçmiş deneyimlerin de kendisine gösterdiği gibi, ,kapitalizmin tüm dünya da yok edilerek sağlanacağının bilincin de olarak,evrensel birliğinin örgütlülüğü olan stratejisini ve programını,kapitalizmi tüm dünyada ortadan kaldırmaya yöneltmiş, PROLETER ENTERNASYONALİ örgütlemeye çalışmalıdır.
veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET

Çevrimdışı veda

  • İleti: 3337
KÜRESELLEŞME PROLETARYA ENTERNASYONALİZMİ VE ENTERNASYONALİZMİN GEREKLİLİĞİ-2!

Gerçek Sol tanımı için en önemli özelliklerden biri, SOL un ENTERNASYONALİST olması gerekliliğidir.
Gerçek Kurtuluşun, Gerçek Özgürlüğün ancak tüm Ülkelerin İşçilerinin ve Ezilen Halklarının ortak mücadelesiyle, Dünyasal planda Kapitalizm'i ortadan kaldırmak olduğunun bilincinde olan, gerek Yerelde, gerekse Evrenselde vereceği mücadeleyi ve buna bağlı örgütlenmeyi bu temelde ele alan, Siyasetini bu temel üzerine inşa eden SOL, bize göre Enternasyonal soldur.

Çağımız eğer Kapitalizm'den Komünizm'e geçiş çağıysa, Eşitsiz ve Bileşik gelişim gereği tek tek ülkelerde Proleter Devrimler olsa da, Gündüzlerinde Sömürülmeyen, Gecelerinde Aç Yatılmayan, Sınıfsız, Sömürüsüz, Savaşsız bir  Dünyaya, Gerçek Kurtuluşa, Gerçek Özgürlüğe ulaşmamız ancak Dünyasal Planda olasıdır.

Mücadeleyi dar Ulusal sınırlar içerisine hapseden, İşçi sınıfının Gerçek Kurtuluşu ve Özgürlüğü için verilmesi gereken mücadeleyi sözde kabul eder görünse de özde, yani pratikte tam tersi bir yaklaşımı benimseyen SOL, her ne kadar Sistem Karşıtı görünse de, Enternasyonalist bir yapılanmayı programına almadığı sürece, niyetinden bağımsız bizim için Gerçek Sol diye tanımlanamaz.

Reel Sosyalizm pratiği, Marks'ın Kapitalizm'den Komünizm'e Geçiş olarak tanımladığı GEÇİŞ DÖNEMİNDE, Komünist Partiler mücadelelerini ülke sınırları dışına taşımadıkları sürece, geri dönüşün bu süre uzadıkça çok daha kolay olacağını bize göstermiştir.

İki Sosyal Sistemin Barış İçerisinde Bir Arada Yaşayamayacağı,  yaşanan ve bizlere çok pahalıya mal olan pratik içerisinde kanıtlanmıştır.
Lenin ; "Kapitalizm ve sosyalizm,yanyana var oldukları sürece barış içersinde yaşayamazlar.Bunlardan biri nihai olarak zafere erişecektir-son cenaze töreni ya Sovyet Cumhuriyetinin,yada dünya kapitalizminin olacaktır"(Lenin,Toplu Eserler,cilt 31,s.457) demiş.
Ve ne yazık ki bu cenaze töreni Sovyet Cumhuriyetinin OLMUŞTUR.

Kapitalizm'in artık sona geldiği dayandığı bu evrede, Üretimin mekandan bağımsızlaşmasının, sınırların dışına taşmasının sonucu bileşik gelişimin gereği işçi sınıfının ortak düşmana ve ortak sorunlara sahip olması, onları tüm dünyada ortak ve birlikte mücadele verecek bir güç haline getirmiştir.

Yaşanan bu nesnel durum, Üretimin mekandan koparak Dünya çapında toplumsallaşmasının vardığı boyut, pazarın hızla tek bir Dünya pazarı haline dönüşmesi süreci ve Mali Sermayenin, tüm Ulus Devletlerin üzerinde Egemen bir güç haline gelmesi, onun Ülkesel bazda savaşarak yenilemiyecğini bize göstermektedir.

Artık bir Dünya sistemi haline gelmiş olan Emperyalizme karşı mücadele tek tek Ülkelerin ötesinde, tüm Ezilenlerin yerelde ki mücadelelerini savsaklamadan, Dünya çapında birlikte verecekleri mücadelenin nesnel zeminini oluşturmuştur.

Kapitalizmin tarihsel sınırlarına gelip dayanması, bir Dünya Sistemi olan Kapitalizmin ancak dünyasal planda yenilebileceği gerçeği, son yaşadığımız Corona Virüsü karşısında çaresizliğini de hesaba kattığımızda, bizlere Enternasyonal Örgütlenmenin, tamda bu noktada önemini, her zamankinden daha fazla hissettirmektedir.

Bu durum Dünya çapında egemen olan Uluslararası Finans Oligarşinin ortaya koyacağı Stratejiye karşı mücadele edecek Tüm Ülkelerin İşçilerinin Ortak Etkinliğini düzenleyecek, Yerel programları da kapsayan ama onların da üzerinde bir programa sahip olan Enternasyonal Örgütlenmeyi, Dünya Komünist Partisini kaçınılmaz kılmaktadır.
Komünistler bu gereksinmeyi tam 100 yıl öncesinden duymuşlar ve hedeflerine almışlardır.

Üçüncü Enternasyonal Tüzüğü; Enternasyonalin amacını ve neyi hedef aldığını çok net ifade eder;
“Yeni Uluslararası İşçi Birliği, değişik ülkelerin proleterlerinin, kapitalizmi yıkma, proletarya diktatörlüğünü ve sınıfların tümden ortadan kaldırılmasına ve komünist toplumun ilk evresi olan sosyalizmin gerçekleştirilmesine yönelecek bir uluslararası Sovyetler Cumhuriyetini kurma hedefiyle girişecekleri ortak eylemleri örgütlemek için kurulmuştur.”(Komünist Enternasyonal Tüzüğü”, III. Enternasyonal Belgeleri, Belge Yay., Ekim 1979, s.25.)
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET