Gönderen Konu: KAYBETMEKTEN KORKTUĞUMUZ BAZI ŞEYLERİ "ÖZGÜR" BIRAKALIM!  (Okunma sayısı 233 defa)

0 Üye ve 7 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Ekim

  • İleti: 1815

Mecliste şu bunu dedi ,bu da şunu dedi de yumruklar konuştu ... Birbirlerine ayar vermeler; pençeler -kaplanlar sonucundaki şehit edebiyatları,asılmalarına onay verdikleri Denizler' e ağıt dökmeler,demokrasi -kim için- nutukları atmalar;minarelerden dombra -mombra seslerinin yükselmesi ,Sivas-Madımak failine güzelleme düzmeler ,rüşveti kim aldı -kim verdi bilmemne gibi saçmalıklarla gündemi meşgul edenlerin olduğu ülkede yaşamaya çalışmak ...OYALAMALAR ve YALANLAR ...

Fırsat eşitliği -hak -hukuktan bahsedenler, burjuva ahırda geçirdikleri fasaryadan iki sene için oldukça yüksek maaş ile emeklilik hakkı kazanılmasını , işçi sınıfının ,20-25 yıl,yaş haddi vs. gibi şartlarla kazanılan ve sonucunda bağlanan üç kuruşluk maaş karşısında ,varsa ideolojik ilkelerinin neresine koyarlar merak konusudur. Sağdan-sola düzen siyasi yelpazesindekilerin tamamınadır bu soru. Siz kimsiniz kim ?

UNUTMAYALIM ; burjuvazi ne zaman kutsallarına her zamankinden daha fazla sarılıp ,sağa-sola saldırmaya başlarsa ya paranızı,ya da canınızı alacaktır. Her şey devletlerinin bekası için, milli birlik ve beraberlik adına zor günlerde birlik olalım masalı ...

Burjuvanın ahırında boş-beleş gündem maddeleriyle tepişenler ekonominin gidişatı hakkında neden konuşmazlar? Tutturmuşlar bir demokrasi! Neyin demokrasisi,kim için ,kimler için demokrasi ? Sözüm ona sol adına orada bulunanlar ne yaparlar,bu soruyu neden sormazlar ! Soramazlar , çünkü onların da gelecekleri söz konusu !

Birilerinin de kırmızı çizgisi olan Kıdem Tazminatı konusunda sonucu şimdiden belli olacaklar için burjuvaziye sözde çatmaları ; madem kırmızı çizgidir, bu konunun gereği de bellidir: İşçinin üretimden gelen gücünü göstermek ! Yani amasız , bilmemnesiz ŞALTERLERİ İNDİRMEK !

Kıdem Tazminatı konusu elbette çok önemlidir; çünkü çalışana daha sonra ödenmek üzere ücretinden ayrılmış bir bölüm olan kıdem tazminatı işverenlerin belirttiği gibi onlar için hayati öneme haiz olup rekabet gücünü olumsuz etkileyecek bir unsur da olmadığı gibi işçiyi de bu rekabet konusu zerre-i miskal kadar ilgilendirmez.

Yıpranmışlığının karşılığı olan ve 1950 ‘li yıllardaki Yargıtay İçtihat kararlarında tazminat olarak adlandırılan bu hakkın bir fona devredilmesi .onun gasp edilmesi,ödenmeyecek olmasıyla eş anlamlıdır;bugüne dek yaratılan hangi fon sağlıklı işletilmiş ve başlangıçtaki işlevi yerine getirilmiştir.Sınıf düşmanı bir düzende, sınıf lehine bir karar alınması olası mıdır?

Bu bağlamda; sarsılan kapitalizm nedenli ekonomik kriz bedelini emekçilere ödeten bu düzende, sınıf sendikacılığı anlamında sendikal faaliyet olmasa da , emekçilerin örgütlü oldukları iş kollarında konuyu gündemde tutmaları ve uzlaşmaz sınıf sendikacılığında diretmeleri ve de uzlaşmacı yönlerini törpülemeleri gerekmektedir. Çünkü, ekonomik mücadele ile siyasi mücadelenin ayrılmaz bir bütün olduğu gerçeğinden hareketle bugün var olan sendikaların düzenle iç içe olduğu ve sınıf kelimesinden korkan uzlaşmacı tavırlarıyla bürokratik çiftlikler halinde varlıklarını sürdürmek istedikleri görülmektedir. İstikbal,ati,gelecek...Delegasyon sistemi başta olmak üzere bir takım değişiklikler için hala geç kalınmış değildir; yeter ki uyanıp ayağa kalkalım. Tolstoy Bisikleti kavramı misali ;hiç bir şey için geç değil , yeter ki istenilsin .

Teşbihte hata olmaz demişler ya :

Asya'da yaygın olarak kullanılan maymun yakalama tuzağı var; hindistan cevizi oyulur ve iple bir yere bağlanır.
Altına da maymunun elini açıkken sokacağı büyüklükte bir yer açılıp içine tatlı bir yiyecek konur.

Maymun, elini açık bir şekilde yarıktan içeri sokar yiyeceği avuçlar. Elini, yumruk şeklini aldığından dışarı çıkaramaz.
Avcılar geldiğinde çılgına döner, ama kaçamaz da . Halbuki , onu kurtaracak tek şey, elini açıp elindekini bırakmaktır. Ama maalesef çoğunlukla da bırakmaz.

Aynen ,burada olduğu gibi kaybetmekten korktuğunuz bazı şeyleri "özgür" bırakın, çünkü sahip olduğunuzu sandığınız o şey sizi çok daha fazla tutsak kılıyor !

Yani ,avucumuzu açalım ...

***

Şimdi sadede gelelim ve hemen diyelim ki; yabancı sermaye hareketleri ve reel mevduat faizlerinin eksiye gittiği bir ortamda "TL'ye güvenin " demek ne kadar gerçekçidir !

Cari işlem fazlası (!) da geriledi mi ?( Cari işlem: Kısaca, ülkenin mal ve hizmet ihracatını ve ithalatını gösterir.) Evet . Yaz sonunda görülecekler çok daha vahim rakamlarla haşır-neşir olunacağını şimdiden gösteriyor: İhracattaki ve turizm gelirlerindeki ciddi azalmalar.

Toplamda 48 bankanın faaliyette olduğu Türkiye'de, 25 bankanın tamamı yabancı sermaye odaklı. Bunu da not edelim.

Haziran başı itibariyle batan krediler oranı %4 iken ,bu oranın 3.devre başı itibariyle yükselişe geçeceği ve nihayet 2010'de %21 lere ulaşacağı Standart & Poor’s tarafından rapor edildi mi? Evet. Yani risk , önlenemez biçimde giderek büyüyor.

Hal böyle iken, korona neden gösterilerek ,öden(e)meyen kredi borçlarının kanun-i takip hesaplarına atılması 90 yerine 180 güne çıkarıldı. Yani ,bankalar aslında var olmayan kendi yarattıkları kaydi paralardan verdikleri kredi borçlarını altı ay için sineye çekecekler. Bu durum, tabii ki sistemde bankacılığın işlemesine darbe vuracak. (Kaydi para yaratma konusunda.) Çarpı 2 kez ,olmayan parayı dağıtmaya hala devam ediyorlar.

Bunu dışında bir de ,ertelenen kredi borçlarının gecikme ve cezai faizlerle tahsili yine imkansız hale gelecek ve bunlar da yukarıda belirtilen kredi borçlarıyla beraber mizanlarda toplam olarak da bilançolarda Tahsili Gecikmiş Alacaklar hesabında bomba gibi patlayacak .Ve bankacılık sektörü eşi benzeri görülmemiş şekilde duvara toslayacak.

Hal böyle iken Hazine hala ne diyor bankalara: “Milli şuur ile hareket edin” ve bunun sonucu doğal ki “kredi alacakları için ödeme gücüne uygun yapılandırmaya gitmeleri ve bu konuda hızlanmaları” isteniyor. Çünkü icra,haciz vs. yollara başvurulduğunda başlarına gelecekleri biliyorlar. Yani çöküşleri resmiyet kazanır.Kendi kendilerini yiyorlar yani ve hala ekonomi çok iyi gidiyor masalları. 30 Milyona dayanmış- Tahsili Gecikmiş Alacaklar ile 50 Milyona dayanacak- icra ve haciz dosyalarını hangi babayiğit işleme koyabilir? Haydi, başlasanıza işlemlere !

Ha ,bir de unutmayalım bu bankacılık sermayesinin %60'ı yabancı sermayeye ait. Haydi, bunlara da milli şuur bilmemneyi anlatın !

Zaten 2020 başından bu yana , finans piyasasından 10 milyon dolar çıktı mı ? Çıktı!

Üstüne üstlük , döviz rezervlerini para swapıyla  ( Piyasalarda para swapı, faiz swapı ve çapraz döviz swapı olmak üzere üç tür swap var.) kapatmaya çalışan bir Merkez Bankaları da var ! Söz konusu swapı dolar veya avro üzerinden değil de Katar Riyali üzerinden yaptıkları için kayda değer bir getirisi de olmayacak. Çünkü Katar Riyalinin konvertibiletesi çok düşük. Türkiye'nin K. Riyali verip de dolar alması çok zor.İlaveten ,Katar' a swap ile verilen TL bu ülke tarafından dolara çevrildiğinde TL'nin üzerindeki baskıyı düşünün!

BM  başta olmak üzere sistem ekonomistleri ise swap değil borç ertelemeyi öneriyor ekonomisi çok büyük olan Türkiye'ye ! 

Eee ,daha ne olsun manzara şahane;KAPİTALİZM çökerken bunlar hala şaha kalkıyor !

1929 Ekonomik Krizi için  'the great depression' diyen sistemin, 2020 için 'a greater depression?' demesi boş bir derecelendirme değil. Çünkü ,bu seferki krizde arz ve  talep elele tutuşup birlikte çöktüler.Bu çöküşün nedeninin  covid-19  olduğu söylense de işin aslı çok başka; petroldeki karmaşa sonucu şirketler dolar cinsinden olan borçlarını ödemeye yüklenince piyasada dolar kalmaz, bankalar da güvenli diye altın ve ABD tahviline sarıldılar ama ödenecek borç dolar cinsindendi ve tahvillerin faizleri hızla düşmekteydi ,eyvah dediler para kalmadı piyasada, bu sefer altın satmaya başladılar ; FED de ben buradayım diyerek ortama girdi ve faizi sıfıra düşürünce panik tavan yaptı  ,çünkü FED diyordu ki gelecek kriz çok büyük ;buradaki borsaların  gümbürdemesi  tüm dünyadaki borsaların  çakılması anlamına geliyordu...

Burada ise en basit haliyle kötü günler için ayrılan ihtiyaç akçeleri ,kanun değiştirilerek Hazine'ye aktarıldı .Niye ? BÜTÇE AÇIĞINI KAPATMAK İÇİN ! İlaveten ,VARLIK FONU denilen ,paranın denetimsiz olarak hareket ettirildiği ne idüğü belirsiz bir durum  da var  mı ? Var. İŞSİZLİK FONUndaki birikim de repo edilerek Hazine'ye fonlandı mı ? Evet. Nerede bu paralar?  Ne oldu ? Yandı bitti kül oldu ! HAZİNEye fare düşse kafası yarılacak ,çünkü TAMTAKIR !

Demokrasi (?), hukukun üstünlüğü, kurumların özerkliği, liyakat gelmedikçe; özetle siyaset normalleşmedikçe Türkiye'de ekonomi düzelmeyecek diyenlere bakılırsa bu sayılanlar yerine oturtulunca her şey düzelecek ! Geçin efendiler geçin ; bırakın bu liboş ağızları ! BİTTİ,BİTTİ DENİZ TÜKENDİ; KAPİTALİZM DENEN AHTAPOT KOLLU CANAVAR DEBELENİYOR,NE YAPARSANIZ YAPIN,HANGİ DUVARA KOŞARSANIZ KOŞUN SES GELMEYECEK !

Muhasebede bilinen bir şey vardır: Tutmayan hesapların olduğu yerde her türlü oyun döner ! 

Hani bir laf vardır: SULAR ÇEKİLDİĞİNDE KİMİN ÇIPLAK YÜZDÜĞÜ BELLİ OLUR .Bu anlamda, Türkiye ÇIRILÇIPLAK !

Kendi yasalarını dahi tanımayan bir güruh var karşımızda ,kanun benim diyor ! Son tahlilde diyelim ki : Sakın ha ,faşizmin tekrar Nazi üniformasıyla geleceği sanılmasın !
« Son Düzenleme: 30 Haziran 2020, 19:24:52 Gönderen: Solplatform5 »
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.