Gönderen Konu: EMEĞİN ROLÜ ÜZERİNE!  (Okunma sayısı 176 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3364
EMEĞİN ROLÜ ÜZERİNE!
« : 27 Temmuz 2020, 19:17:38 »
Komün yenilgisinin ardından Marksizm içersinde egemen olan görüş; (ki bu görüş İkinci Enternasyonalin de düşünsel temelini oluşturur) Komünizm'in maddi ve teknik öncüllerinin yeterince oluşmadığıdır.

Kapitalizmin tam olgunlaşmadığı bir ortamda  Devrimin başarısız olacağı saptamasına dayanılarak, mücadelenin siyasal olarak Devletin Demokratikleştirilmesi üzerinden yürütülmesi gereği söylenir.
Menşevikler ile Bolşevikler arasında ki asıl temel ayırım bu noktada kendini gösterir.

Bernstain ve diğer İkinci Enternasyonal Döneklerince de dile getirilen bu görüş, özellikle Alman Solunda, Rosa Luxembur'gun şiddetle karşı çıkmasına karşın, etkili olmuştur.
Bunun somut ifadesi Devrim yerine politikanın, BARIŞÇIL bir geçiş dönemini işaret etmesidir.
Bunun adı da REFORMİZMDİR.

İşte Leninizm bu Marksizm dışı görüşten bir kopuştur.
Leninizm Devrimin koşullarını üretici güçler, üretim ilişkileri çatışması temelinde görmesine karşın, olabilirliğini bu çatışmadan bağımsız ama bu çatışmanın dolaylı etkilediği bir krizden DEVRİMCİ VAZİFE çıkartmaya bağlar.
Ekim Devrimi, Burjuvazinin içine düştüğü genel kriz içersinden Bolşeviklerin çıkarttığı DEVRİMCİ GÖREVİN sonucudur.

Nedir bu görev veya vazife?
Bu krizden yararlanarak, direkt olarak siyasi iktidara yönelik POLİTİK MÜDAHALEDİR.
Leninizm de Devrim, Sermayenin üretim araçlarının özel mülkiyeti sahipliğini kullanarak emeği tahakkümü altına alması sürecinde içinde düştüğü krizleri, toplumsal bir karşıtlığa dönüştürecek POLİTİK MÜCADELEYE DAYANIR.

Bu dönemde Kautsky ve Şürekası, Devletin bir zor aygıtı bir sınıf egemenliği biçimi olması görevini göz ardı ederek, bunun yerine Sermaye ve bunun karşısındaki kesimler arasında bir hakem görevi olmayı üstlenmesini isterler.
Devleti Reformlarla demokratikleştireceklerini, bu Reform sürecinde de Emeğin  kurucu özne rolünü oynamasını savunurlar.

Devrimcilerle, Reformistler arasındaki en belirgin fark Emeğin Rolü üzerinedir!
Reformistler bu mücadelede Emeği kurucu özne olarak görür, onun bu mücadeledeki asıl olan  YIKICI rolünü görmezken, Devrimciler emeğin rolünü hem YIKICI,hemde KURUCU olarak nitelerler.

Kısaca Emek bu süreçte öncelikle eski düzeni yıkacak ve sonrasında eski düzen içerisinde ortaya çıkan yeni düzenin maddi öncüllerini özgürleştirerek, yeni düzeni kuracaktır.

Tabi ki yıkmak eylemi bir anı gösterse de, kurmak eylemi çok uzun bir tarihsel dönemi kapsar.
Yıkmak tek tek ülkelerde Proleter Devrimlerle gerçekleşse de, bir dünya sistemi haline gelen Kapitalizm tüm dünya üzerinde ideolojik, ekonomik ve siyasal olarak mülksüzleştirilmeden, yeni toplumsal düzen olan Komünist Toplumun kuruluşu tamamlanamaz.
veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET