Gönderen Konu: "DEMOKRATİK" CUMHURİYET!  (Okunma sayısı 189 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3364
"DEMOKRATİK" CUMHURİYET!
« : 29 Temmuz 2020, 12:53:20 »
Bugünlerde yine "Demokratik Cumhuriyet" ağızlardan düşmüyor.
Peki bu Demokratik Cumhuriyet ne menem bir şey?

Sosyalist Cumhuriyet denmediğine göre, bize göre Burjuva Cumhuriyet.
Yoksa bizde Liberaller gibi  Demokrasinin Burjuvası, Proleteri olmaz, aynı şekilde Cumhuriyetin de Burjuvası, Sosyalisti olmaz mı diyeceğiz!

Bakın  Ne diyor Lenin; "Bir cumhuriyet nasıl bir maskeye bürünürse bürünsün, ne denli demokratik olursa olsun, eğer o bir burjuva cumhuriyeti ise, eğer o toprak ve fabrikaların özel mülkiyetini koruyorsa ve eğer özel sermaye toplumun tümünü ücret köleliği içinde tutuyorsa, yani eğer bir cumhuriyet, bizim parti programımızda ve Sovyet anayasasında söylenen her şeyi gerçekleştirmiyor ise, o zaman bu devlet, bazı insanların, ötekiler tarafından ezilmesi için bir makinedir."Lenin, Marx-Engels-Marksizm, s. 478-479, Devlet, Sol Yayınları, Dördüncü Baskı

"Özel mülkiyet var olduğu sürece, devletiniz ,demokratik bir cumhuriyet olsa bile , işçileri baskı altında tutmak için kapitalistlerin kullandığı bir makineden başka bir şey değildir." (Age)


Lenin "Bir Burjuva Cumhuriyetse" derken açık biçimde Cumhuriyetin, Toplumda ki  Sınıflardan bağımsız bir kavram olmadığını dile getiriyor.
Lenin'e göre belirleyici olan Cumhuriyetin kime, toplumda hangi sınıfa ait olduğu!
Demek ki Cumhuriyet bir Sınıf  Egemenliği Biçimi.


"Demokratik Cumhuriyet" yeni bir kavram değil.
Kökeni ikinci Enternasyonale, Kautsky ve şürekasına, Bernstain'a kadar uzanıyor.
Gerek Kautsky gerekse Bernstain ele geçirilen Devleti yıkmaya gerek olmadığını, Devletin Reformlarla Demokratikleştirileceğini söylüyorlar.

Aslında Demokratik Cumhuriyet alıcısı oldukça fazla, hatta Komünist Partilerde de Demokratik Cumhuriyet dile getiriliyor.
Japonya Komünist Partisinden(JKP) FUWA; barışçıl bir yolla gerçekleşecek olan "Demokratik Cumhuriyet’te", özellikle devlet kurumlarının yıkılmasına gerek olmadığını, gerekli değişiklikler yapılmasının yeterli olacağını belirtiyor.

Burada temel alınan, dayanak yapılan düşünce, Devrimin barşçıl biçimde gerçekleşeceği ve ele geçirilen Devletin yıkılmasına gerek olmadığı, bir takım değişiklikler yapılmasının yeterli olacağıdır.
Devrimde şiddete gerek olmadığını söyleyen ve Barşçıl Geçişi savunan Fuwa bu görüşünü Marks'ın ve Engels'in  Genel Oy Hakkı tezine dayandırıyor.

Bizde de Genel Oy hakkını aşırı abartan siyasal oluşumlar mevcut.
Oysa Genel Oy Hakkı işçi sınıfının mücadelesi sonucu kazanılmış bir haktır ancak bunun aşırı abartılmaması gerekir.

Engels Genel Oy Hakkı için;"genel oy hakkı, işçi sınıfının olgunluğunu ölçmeyi sağlayan bir göstergedir. Bu günki modern devlet içinde bundan daha fazla hiç bir şey olamaz ve hiç bir zaman da olmayacaktır" diyerek o günden bu konuda bir beklenti içine girilmemesi konusunda bizleri uyarıyor.

Kürt Hareketinin ve HDP nin "Demokratik Cumhuriyet" kavramını savunmasını, böyle bir talepte bulunmasını anlayabiliriz.
Sonuçta Kürt Sorunu özünde Burjuva Demokratik bir sorundur ve "Demokratik Cumhuriyet" gibi Burjuva Demokratik taleplerde bulunabilir.

Ancak Komünistlerin böyle bir talepleri olamaz!
Ne yazık ki artık ideolojik kimliğini yitirmiş, işçi sınıfının bağımsız sınıf politikasından vaz geçmiş kendini "sosyalist" ya da "komünist" olarak tanımlayan bazı siyasi oluşumlar, ayakta kalabilmek adına HDP nin kuyruğunda "Demokratik Cumhuriyet"  peşinde koşmaktadırlar.
Ne diyelim yolları açık olsun!

Eğer çağımızı Kapitalizmden Komünizme geçiş çağı olarak görüyorsak, biz Komünistler'ın savunması gereken, Lenin'in deyimiyle Emperyalizm Çağında çürümüş, gericileşmiş, asalaklaşmış bir sınıfın kendisi gibi çürümüş, asalaklaşmış, gericileşmiş Cumhuriyetini Demokratikleştirmek yerine, Burjuva Cumhuriyet peşinde koşmak yerine, İşçi Sınıfı önderliğinde  Sosyalist Cumhuriyeti kurmak olmalıdır.
veda





« Son Düzenleme: 29 Temmuz 2020, 20:49:18 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET