Gönderen Konu: BAKÜ'den DOĞAN GÜNEŞ 100 YAŞINDA...  (Okunma sayısı 291 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi Ekim

  • İleti: 1821
BAKÜ'den DOĞAN GÜNEŞ 100 YAŞINDA...
« : 10 Eylül 2020, 12:45:09 »

Mustafa Kemal tarafından tehlike olarak görülen TKP ; ULUSALCI,AŞAMALI DEVRİMCİ ve  UZLAŞMACI TAVIRLAR OLMADAN ; SOSYALİST DEVRİMİ  ve ENTERNASYONALİZMİ benimseyerek   TARİHTEKİ YERİNİ , 10 EYLÜL 1920 ' de ALMIŞTIR.

Mustafa Suphi ,1918'in ikinci yarısında Türk Sol komünistleri I. Kongresi’nin toplanmasına, Moskova başta olmak üzere  Kazan, Samarra, Saratov, Rezan, Astrahan gibi yerleşim yerlerinde komünist örgütler kurma çalışmalarında bulunmuş;  1918 Kasım geldiğinde Moskova'da  Müslüman Komünistler Birinci Kongresi'ne katılmış ve burada  Stalin’in başında bulunduğu Milliyetler Halk Komiserliği’ne bağlı olarak kurulan “Doğu Hakları Merkezi” bürosunun Türk seksiyonu başkanı olmuştur. Aralık ayında ise  Petrograd’da - Milletlerarası Devrimciler toplantısına ve 1919 Mart’ında  Moskova’da toplanan Komintern 1.Kongresi'ne Türkiye delegesi olarak katılmıştır. 

Bakü’de toplanan Doğu Halklarının Birinci Kurultayı’ndan sonra ,Ethem Nejat 'in dahil olduğu Türkiye İşçi Çiftçi Sosyalist Parti ve Türkiye'deki komünistlerle 10 Eylül 1920' Bakü’de Kızıl Ordu Kulübü'nde 1. Umumi Türk Komünistleri Kongresi toplanıyor.( TKP’nin 1. Kongresi.)

Kongreden 5 ay sonra TKP Merkez komitesi üyeleri Türkiye dönüş kararı alıyor ve sonu hüsranla bitecek olan bu süreçte M.Kemal ve Meclis ile yazışmalar yapılıyor. Sovyetler tarafından altınlar ve silahlar M. Kemal'e gönderiliyor; Temmuz 1920’de Doğu Halkları Bakü kongresine TBMM adına bir gözlemci gönderiliyor,TKP tarafından Anadolu'ya gönderilen Süleyman Sami ve  Salih Zeki 'ye örgütlenme çalışmalarında göz yumuluyor.

Mustafa Suphi'nin  dönüş kararı almasında, olumlu gibi görünen bu yaşananlar elbetteki etkili olmuştur.

Fakat 18 Ekim 1920’de,(ASLINDA SONUN BAŞLANGICI İÇİN ADIM ATILMIŞTI.) kurucuları  Hakkı Behiç (Bayiç), Yunus Nadi (Abalıoğlu), Eyüp Sabri (Akgöl), İbrahim Süreyya (Yiğit), Muhittin Baha (Pars), Tevfik Rüştü (Aras), Mahmut Esat (Bozkurt), Kılıç Ali, İhsan (Eryavuz), Refik (Koraltan), Mahmut Celal (Bayar), Adnan (Adıvar), Çerkez Ethem, Fevzi Paşa (Çakmak), Ali Fuat Paşa (Cebesoy), Kazım Paşa (Karabekir), Refet Bey (Bele), İsmet Bey (İnönü) olan  Resmi- Türkiye Komünist Fırkası kuruluyor.

Bu arada M.Suphi ve yoldaşlarının Anadolu ve İstanbul'daki çalışmaları örgütlü bir şekilde devam ediyor ,hatta Yeşil Ordu dahi TKP'ye sempatiyle bakıyor. İlaveten M Suphi ,1. Paylaşım Savaşı'ndaki esir Türk askerlerinin katılımıyla Bakü’de oluşturduğu  Türk Kızıl Ordu'sunu Türkiye'ye göndermek düşüncesindeydi.

Komintern'in Birinci Kongresi'ndeki konuşmasında Türk komünistleri için  bütün yeryüzünün vatanları, bütün insanlığın ulusları olduğunu söyleyerek enternasyonalizm anlayışını ortaya koyan Mustafa Suphi TKP'sinin  UMUMİ NİZAMNAMESİ 'nde yer alan aşağıdaki iki madde ,tarihi tutuklamalar ve  sürgünlerle dolu olan
(Kurucuları :Sürmene'den  Kıralioğlu Maksut ,Üsküdar'dan Ethem Nejat (İzmir Maarif Sadr-ı Sabıkı), Erzincanlı Aşçıoğlu Bahaeddin (Muallim), Uşak'tan Kasım Hulusi,Cihangirli Hilmioğlu İsmail Hakkı (Doktor), Van Ercişten Ahmetoğlu Hayrettin (Nefer), Bandırma 'dan Hakkı Bin Ahmet Ali (Topçu Yüzbaşı), İstanbullu Emin Şefik (Mühendis), Kadıköylü Tevfik Bin Ahmet (Tayyare Yüzbaşısı), Manisalı Kazım Bin Ali (İhtiyat Zabiti), Erzincan'dan Hatipoğlu Mehmet, İzmir'den Hacı Mustafaoğlu Mehmet, Kandıralı Cemil Nazmi Bin İbrahim, Maria (Mustafa Suphi'nin eşi) yüz akıdır:

"Türkiye Bolşevikleri köy, nahiye, kaza, sancak ve merkez şuraları aracılığı ile toplum hayatında gerçek bir halk cumhuriyeti hükümetini oluşturmak ve sosyalizmi yerleştirinceye kadar çalışan yoksullardan oluşan bu şuraların diktatörlüğünü öngörür."( TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ UMUMİ NİZAMNAMESİ Haziran 1920 Madde:4 )

"Türkiye Komünistleri milletlerin özgür gelişmesini tanır ve her milletin kendi kaderini tayin hakkını o millete verir."( TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ UMUMİ NİZAMNAMESİ Haziran 1920 Madde:15 )
Ne yeraltında; ne yeryüzünün doruklarında kendine yer bulamayan rengarenk bir kelebek süzülüyor odama. Gelip kırmızı bir karanfilin üstüne konuyor. Direnç aşılıyor, umudu, geleceği müjdeliyor, düşlerin gerçek olacağı günleri… Gelip tam yüreğimin üstüne konuyor.