Gönderen Konu: MEVCUT NESNELLİĞE KARŞIN YAPILMASI GEREKENLER!  (Okunma sayısı 173 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3514
MEVCUT NESNELLİĞE KARŞIN YAPILMASI GEREKENLER!
« : 16 Kasım 2020, 14:25:27 »
Bugün yaşadıklarımız, var olan nesnelliğe müdahil olacak güçten yoksun olmamız, var olabilmek için sistem solu partilerin kuyruğuna takılmamız, tüm bunların hepsi, bizde ve dünyada Komünist Hareketin ağır bir likidasyon süreci içerisinde yer aldığından bağımsız değildir.

Eğer 12 Eylül 1980 Faşist Diktatörlüğünü, Siyasal Gericiliğin bir miladı olarak ele alırsak, yarım asıra yakın bir süre üzerinden geçmesine karşın, hala sınıf hareketi yerlerde sürünüyorsa, işçiler bir avuç sendika bürokratı ya da ağasının eline terk edilmiş, üretimden gelen gücünü bile kullanamaz durumdaysa, bu vahim durumun sorumlusu, hemde şu an içerisinde bulunduğumuz nesnel koşulların uygunluğuna karşın, kendini Komünist, Sosyalist olarak gören bizleriz.

Kendi güçsüzlüğümüzden kaynaklı, içi boş Demokrasi söylemleri ile sistem solu partilerin kuyruğuna takıldık.
Öyle ki bazılarımız ideolojik ve örgütsel bağımsızlığımızı kaybederek, işçi sınıfının bağımsız sınıf politikasından tavizler verdik.
Siyaset yapıyoruz diye, Siyaseti Burjuvazinin çizdiği ve sınırlarını belirlediği alanda kabul ederek, kendimizi bu alana kapatarak, bu alanda figüranlık yaptık.
Sistem Solu Partilerin düzen içi çözümlerinin peşine takılarak, yığınlarda oluşan öfke ve hoşnutsuzlukların düzen dışına çıkmaması için, tepkileri düzen içerisinde eritmek için, onlara niyetimizden bağımsızda olsa yardımcı olduk.

Hep gelecek güzel günlerin UMUDUNU kendimizde değil, peşine takıldıklarımız da aradık.
Sonra da hiç yüzümüz kızarmadan LİKİDASYONDAN bahsettik.

Oysa farkına varmadığımız Likidasyonun iki koldan  işlemesiydi ki, bunlar birbirinden bağımsız değil,  aynı bütünün iki parçasıydı.
Yaşamın yadsıdığı, yaşamda karşılığı olmayan siyasi oluşumları birilerinin LİKİDE etmesine gerek kalmadan nesnel olarak yaşamın kendisi LİKİDE ediyordu.
Sadece bizde mi Dünya Komünist Hareketi için de aynı şeyler söz konusuydu.

Bugün bizi, Komünistlerin Birliğini savunduğumuz için Likidasyona yardımcı olmakla itham edenler, aslında kendi küçük dükkancıklarında mesut ve mutlu yaşayan Komünistçiklerdir.
Onlar kendi dükkancıklarında, mutlu ve mesut yaşarken, Sistemin efendileri her geçen gün işçi sınıfının geçmişte nice bedeller ödeyerek kazandıkları haklarını bir bir GASP etmektedirler.
Ama sorsanız, biz işçi sınıfının öncü gücüyüz, biz işçi sınıfının partisiyiz, biz Komünist Partiyiz gibi, yaşadığımız nesnellikle bağdaşmayan Hamaset dolu sözler ederler.

Yukarıda da değindik, Eğer 12 Eylül 1980 Faşist Diktatörlüğünü, Siyasal Gericiliğin bir miladı olarak ele alırsak, yarım asıra yakın bir süre üzerinden geçmesine karşın, hala sınıf hareketi yerlerde sürünüyorsa, işçiler bir avuç sendika bürokratı ya da ağasının eline terk edilmiş, üretimden gelen gücünü bile kullanamaz durumdaysa, bu içler acısı durumu nasıl açıklayacaklardır.

O nedenle baştan beri söylediğimiz, bu DÜKKANCI MANTIĞIN yıkılması, Dükkanlarında mutlu ve mesut yaşayanların, kafalarını gömdükleri kumdan çıkartmalarıdır.
Onun için Komünistlerin Birliği diyoruz.

Marks,"İnsanlar önlerine çözebilecekleri sorunu koyarlar.Çünkü çözümün kendisi, bizzat o çözümü oluşturan maddi koşulların içersinde vardır " der.

Pandemi sonrası Dünyada ve Ülkede Sistemin Efendilerinin ekonomik ve siyasal olarak Yönetememe Krizi içerisinde debelenmeleri nesnel bir gerçeklik olarak önümüzde durmaktadır.

Ülke bazında ele aldığımızda, Ekonomi Bakanının İstifası, Yönetememe Krizini somut olarak gündeme getirmiştir.
Ancak biz Marksistler biliyoruz ki, Yönetenlerin Yönetemez olması tek başına yeterli değildir.
Aynı zamanda Yönetilenlerin de artık eskisi gibi Yönetilmek istememesi gerekir.
Bu durumun Yönetilenlerin bilincinde yer almasını sağlayarak, bu bilinçle pratikte eylem içerisinde olmalarını sağlayacak olan İşçi Sınıfının Öncü Gücü, onun aklı Komünist Partidir.

Bugün çözmemiz gereken sorun, İşçi Sınıfının Ekonomik ve Siyasal Birliğinin sağlanamamasıdır.
Siyasi birlikten kastimiz, İşçi sınıfının Düşünen, Yıkıcı ve Kurucu eli partisi, yani KOMÜNİST PARTİSİDİR.
Tüm bu sayılanları yerine getirecek bir hareketin yaratılması için de öncelikle Komünistlerin Birliği ilk adımdır diyoruz.

Biz, Komünistlerin Birliğinden bahsediyor ve bunu ivedi yerine getirilmesi gereken bir koşul olarak görüyorsak bunun nedeni, bu ülkede sınıf hareketini yerden kaldıracak, sınıfla siyaset arasındaki birliği sağlayacak, siyaseti burjuvazinin çizdiği, sınırlarını belirlediği siyasi  alanın dışına çıkaracak  bir komünist hareket görmediğimiz içindir

Ama hala geçmişe takılı kalmış siyasetler, yaşamın kendilerini LİKİDE ettiğini görünce, yok olmanın psikolojilerinde yarattığı saldırganlıkla ona buna saldırıyorlar.
KOMÜNİSTLERİN BİRLİĞİ bir safsata değil, yaşamın bize dayattığı NESNEL bir GERÇEKLİKTİR.
Ve yaşam kafamıza vura vura bu gerçeği bize öğretecektir.
veda











Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET