Gönderen Konu: Toplum Psikolojisi..  (Okunma sayısı 494 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı oencel

  • İleti: 46
Toplum Psikolojisi..
« : 21 Kasım 2020, 09:11:09 »
Toplum Psikolojisi..

KARANLIĞIN iktidarından KARANLIĞIN devletine geçiş tamamlandı dersek abartmış olmayız. Kuruluşundan günümüze KARANLIĞIN tonları azar azar yedirilerek bu günlere gelindi. Artık karşınızda kendini saklama gereği görmeyen KARANLIĞIN tüm tonlarını üzerinde taşıyan bir DEVLET var. Bu devlet Sermayenin selameti için toplumu DİN ile uyutup üstün Irk şişirmesiyle avutup Mafyalaşmış güvenliği ile korkutup bir kişinin iki dudağı arasına sıkıştırarak ülkeyi raptu zapt altına aldı.
Karşımızda artık burjuva normlarına da uymayan ama burjuvaziyi de rahatsız etmeyen tersine  Pandemiyi de kullanarak Sermayenin selameti için aldığı kararlarla işçi ve emekçilerin ümüğünü sıkan faşizan uygulamaları arsızca hayata geçirerek sermayenin en yoğun semirdiği dönemi yaşatıyor.
Muhalefetin muhalefetsizliyle solun solsuzluğu birleşince ortaya rakipsiz bir KARANLIK iktidarın arsızlığı çıkıyor. Artık ne deprem, ne su baskınları, Deli Dumrul vari yağmalama, rüşvet talan, ne toplanan paraların iç edilmesi ne her gün yağan zamlar, ne Pandemi gerekçesiyle işinden olanlar, KARANLIĞI etkiliyor. Muhalefetin anketlerinde bile yüzde kırkların altına düşmeyen bir KARANLIK iktidar var karşınızda.
Durum bu olunca, palalı, cüppeli mafyatik saldırılarla önce sokaklar teslim alındı, uzun zamandır sokağı terk eden sol ise iktidardan daha sıkı sarıldığı salgını gerekçe göstererek hatta KARANLIĞA “niye ülkeyi kapatmıyorsun” diyerek(Adam ülkeyi ezilenlere kapatıyor sadece ama dinci tarikatlara her yer açık, ülkeyi toplumsal muhalefete kapatıyor sadece ama sermayeye sonuna kadar açıyor, bu aşamada kapatmanın da işe yaramıyacağı ortadayken) kendince eleştirel mücadelesinde yeni bir mevzi kazanmış görüntüsü vererek kendini teselli etmeye devam ediyor. Seferihisar açıklarındaki deprem sonrası özellikle komünistlerin depremzedelere yaptıkları yardımlar, düzenli disiplin içinde devlet ya da büyükşehir belediyelerinin yapamadığı yardımı sıcağı sıcağına, düzenli yiyecek içecek hatta barınmaya varan organizelerini bir yana korsak (burada TKP’nin hakkını teslim etmek gerekir, yaşamın içinde sokakta bire bir örgütlü mücadelenin güzel bir örneğini vermişlerdir.) solun yaşamın her alanında etkisizliğini sinmişliğini görürüz. Bunu söylerken az da olsa gücü oranında mücadele edenleri ayrı tutuyorum.(Yine Komünistlerin Gerici güruha sokakta karşılığın güçle fiziki mesaj olayı da umut veren bir gelişme)
Ülkemizde Toplum psikolojisini hesaba katmayan mücadelenin başarı şansı yoktur. Bunu en iyi hesaba katan KARANLIĞIN iktidarıdır. Mafya Cemaat iktidarının sokağa saldığı Cüppeli ve mafyatik tiplerin tehditleri toplumu korkutarak, sindirerek KARANLIĞA itiraz etmeyen, ne yapılırsa yapılsın KARANLIĞIN hiçbir şekilde iktidarı bırakmayacağını bilinç altına işleyerek topluma yedirme görevini kabaca gözümüze sokarak yapıyorlar. (Paker, Çakıcı türü mafya bozuntularının tehdidini de böyle okumada yarar var. 80 öncesinden bu günün solu ders çıkarmalı bu itlerin sesini anında kısmalı)Sokağı teslim almadan iktidarlarını ayakta tutamancaklarını en iyi KARANLIK biliyor. Solun solsuzluğu da bu noktada başlıyor. En ufak bir gerici olayda Cüppeli soytarılar sokaklarda, yanlarında lümpen ırkçı mafyayik tipler, arkalarında KARANLIĞIN güvenlik güçleri ve meydan onlara teslim, sokaklarda halk tedirgin, bu güruhun pervasızlıkları karşısında sinmiş sessiz bekliyor.
Sınıf ise ortada yok. Her gün hoyrat dinci kusmaların yanında, kirli, kaba, yobaz ucube medyatik salvolarla toplumun üstüne boca ediyorlar. Bu atmosfer içerisinde toplumsal bir çıkışın, kalkışmanın nasıl olabileceği üzerinde kafa yorarken  ve KARANLIĞIN toplumu sindirme saldırılarını nasıl püskürtebiliriz üzerinde ciddi ciddi düşünülerek sokağı harekete geçirecek pratik müdahaleler yapılmalıdır. Toplumdaki yılgınlığı, umutsuzluğu ortadan kaldıracak güçlü çıkışlar yapmak zorundayız. KARANLIĞIN cüppeli mafyalı saldırılarına sokakta yanıt vermeden toplumdaki bu yılgınlığı umutsuzluğu ortadan kaldıramayız.
Örgütlenme çalışmalarının yanına mutlaka sokakta kavgaya soyunmayıda koymalıyız.
Bir yandan düzenli bir şekilde devletten dayak yiyen halkın bir de sokakta mafyalı cüppeli terörü eklenince halkın içine düşürüldüğü travma boyutunda toplumsal psikolojik açmazı anlayabiliyor musunuz?
21112020