Gönderen Konu: İŞÇİ SINIFININ TARİHSEL MİSYONU!  (Okunma sayısı 173 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3514
İŞÇİ SINIFININ TARİHSEL MİSYONU!
« : 06 Aralık 2020, 12:36:15 »
İŞÇİ SINIFININ TARİHSEL MİSYONU!

Çağımız Emperyalizm Çağıdır.
Tabi ki Emperyalizm de kendi içerisinde yeni bir evreye taşınmıştır.
Geldiğimiz bu evrede, Kapitalizm küreselleşmiş, Burjuvazi Emperyalistleşmiştir.

Üretimin ulus sınırlarının ötesine çıkması, mekandan bağımsızlaşması beraberin de üretimin iki bileşeni olan sermaye ve emeği de mekandan bağımsızlaştırmış, sermaye ve emeğin de küresel iki güç haline gelmesine neden olmuştur.
Sınıfların iradelerinden bağımsız olarak gelişen ama aynı zaman da onların iradelerini etkileyen bu süreç karşısın da, kendine solum diyenlerin de, hafızalarında ki ezberleri bozma zamanı gelmiştir.
O nedenle kuru bir Küreselleşme karşıtlığı, doğru bir tavır değildir.
Doğru olan Sermayenin Küresel Politikalarına karşı olmaktır.

Nasıl ki Sermaye Küreselleşmenin içerisini kendi çıkarları doğrultusunda oluşturacağı politikalarla dolduruyorsa, İşçi Sınıfı da bu Küreselleşmeye karşı kendi sınıf çıkarlarına yönelik politikalar ortaya koymak durumundadır.
O nedenle diyoruz ki, Bu gelinen evre her zamankinden daha fazla, Proletarya Enternasyonalizminin gereğini ön plana çıkartmıştır.

Artık Emperyalizme karşı mücadele ve onun ortadan kaldırılması, ulusal sınırların ötesinde, işçi sınıfının evrensel planda vereceği mücadele ile olasıdır.
Ülkeler için tek başına kurtuluş söz konusu değildir.
"Sermayenin egemenliği enternasyonaldir. Bu nedenle tüm ülkelerin işçilerinin kurtuluş mücadelesi de ancak bu mücadele, işçilerin uluslararası sermayeye karşı ortak mücadelesi olduğunda başarılı olabilir.” (Lenin-Seçme Eserler, c.1, s.467-8)

Hayatın kendisi yani yaşam, maddi temeller üzerine kurulmuştur.
Gelişimin dinamiği İHTİYAÇTIR.
İnsanlar yaşayabilmek için yemek, içmek, ve barınmak zorundadır .
Bu arada kendi geçim araçlarını üretirken, kendi maddi yaşamlarını da  üretirler.

Marksizm’e göre insanın en temel en belirleyici ilişkisi, onun maddi yaşamla girdiği ilişkidir.
Marks "Madem ki insanı biçimlendiren yaşadığı koşullar; koşullar en insani şekilde biçimlenmelidir." der.
Tabi bunu biçimlendirecek olan da yine  İnsandır.

Maddi yaşamla girdiği bu ilişki de, onu biçimlendirirken edindiği tüm bilgi, deneyim ve birikim insanlığın kolektif aklı olarak tanımlanır.
Artık kolektif aklın taşıyıcılığını burjuvazi yapamaz .
Çürümüş, asalaklaşmış, gericileşmiş bir sınıfın bu aklın taşıyıcılığını yapması olanaksızdır.


Temeli kara dayalı bir sistem, kar yolları tıkandıkça daha bir saldırganlaşır, daha bir azgınlaşır.
Karını yükseltebilmek adına, geçmişte kendinin taşıyıcılığını yaptığı her şeye amansızca saldırır,  kırar, yıkar.
Doğanın acımasızca tahribi, bu saldırganlığın bir sonucudur.

O nedenle şunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz; Rosa'nın çok önceden ortaya koyduğu, insanlığın geleceği ile ilgili YA SOSYALİZM YA BARBARLIK ikilemine, insanlık bugün her zamankinden çok yakınlaşmıştır.
İşte bu nedenle Toplumsal Proletarya, kollektif aklın taşıyıcılığını yapacak çağımızdaki tek sınıftır.

Her toplumsal formasyon, bir öncesinin bağrında doğar ve gelişir.
Komünizm'in de maddi öncülleri de, Kapitalizmin bağrında gelişmektedir.

"İşçi sınıfının gerçekleştireceği idealleri yoktur, fakat, çökmekte olan eski burjuva toplumun kendi bağrında taşıdığı yeni toplum ögelerini özgürleştirme yükümlülüğü vardır." (K. Marks, "Fransa'da İç Savaş")

Marks'ın da dile getirdiği gibi İşçi Sınıfının yükümlülüğü, işte eski toplum içerisinde yer alan bu yeni topluma ait ögeleri, yeni toplumun yani Komünist Toplumun maddi öncüllerini ÖZGÜRLEŞTİRMEKTİR.

Nedir bu yeni topluma ait ögeleri var eden maddi koşullar ve de bunun sonucu ortaya çıkan yeni toplumun maddi öncülleri?
Üretimin Toplumsallaşması, üretimin mekandan bağımsız hale gelmesi, üretimin ulusal sınırları  aşarak dünyasal bir boyut kazanması, ekonomik pazarın ülke pazarının dışına taşarak, giderek bir dünya pazarına doğru evrilmesi, iletişimdeki son gelişmelerin artık üretimin tüm dünyada planlanabilirliğinin önünü açması, emek üretkenliğini arttıracak yeni uygulamaların, yeni ekipmanların ve yeni üretim
tekniklerinin (robotik üretim) hızla yayılması.

Kısaca İnsan da dahil eski toplum içerisinde yer alan ancak eski toplumun serbestçe gelişimine imkan vermediği kısaca Üretici Güçler olarak ta tanımlanan bu maddi ögelerin ÖZGÜRLEŞMESİ gerekmektedir.

Bunun yolu da Üretici Güçlerin ÖZGÜRCE gelişiminin önünde engel olan üretim ilişkilerinin ve bunun üst yapıda ki hukuki ifadesi olan Mülkiyet ilişkilerinin, bu ÖZGÜRLÜĞÜN sağlanmasına uygun yeniden düzenlenmesidir.

Gelişen bu toplumsal devrimin önünü açabilmenin tek koşulu, siyasi erkin ele geçirilerek, burjuvazinin ekonomik, siyasal ve ideolojik olarak mülksüzleştirilmesidir.
veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET