Gönderen Konu: DİJİTAL ÜRETİM...  (Okunma sayısı 284 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı oencel

  • İleti: 46
DİJİTAL ÜRETİM...
« : 10 Ocak 2021, 20:13:03 »
Dijital Üretim…
Daha önceki bir çok yazımda dün ve bu gün bağlamında yaptığım irdelemelerde özellikle ikinci dünya
Paylaşımı hesaplaşması sonrası hızla gelişen üretici güçleri ve bu gelişime ayak uyduramayan üretim ilişkileri arasındaki çelişki ve ayak bağı olma durumuna değiniyorum. Bu durumun çözümü ise evrim ve devrim seçenekleri koyuyor önümüze.
Bu durumun farkında olan siyasi kesimlerin başında ise kapitalistler geliyor dersek abartmış olmayız.
Hiç dikkatinizi çekiyor mu son yıllarda olanlar?
Son iki yıla bakın çok şeyler anlattığını görürsünüz.
Dünyayı yöneten en iri emperyalist ülkelerde sübyancı, ırkçı tecavüzcü modunda yöneticilerin başa getirilmesi, yalan rüzgarlarıyla Hormonlu Baharların estirilmesi, ırkçılığın önüne dinci cihatçıları katarak yer yüzünü kana bulamaları ve tüm bunların “Modern Batı” denilen aşağılık AB ve ABD öncülüğünde yapılması, bu kulvarda rakip görülen ve dünya liderliğinde söz sahibi olmaya çalışan yeni emperyal avro asyatik güçlerin devreye girmesi, Batı metropollerde sözde Cihatçı canilerin bombalı taramalı saldırıları,
Aynı dönemlerde işçi sınıfının, grevli çiftçilerin otobanları traktörleriyle işgalli sarılı kırmızılı toplumsal eylemleri ve ardından gelen Coronalı salgın ve sosyal yaşamın bitirilmesi, HESli sesli çipli çipsiz kontrol sisteminin yalnız Türkiye’de değil tüm dünyada yaşama geçirilmeye başlanması.
İşin ilginci bu durumun “Salgını durdurma” gerekçesiyle önemli sol kesiminde sorgusuz savunması.
En son Dünya jandarmalığı sorgulanan ABD’deki Trump destekli Kongre baskınının bile bu günden geleceğe çok şey anlattığını yukardaki üretici güçler gelişimi ve ayak bağı üretim ilişkileri formülünden bağımsız olmadığını anlayamıyorsanız bırakın siyaset yapmayı oturun evinizde hiç değilse insanların kafasını karıştırmayarak yararlı olursunuz.
Hormonlu baharı ve Pandemili günleri kendiliğinden gelişmeler olarak algılıyorsanız bizdeki 15 Temmuz ile 6 Ocak arasında ironik bir bağlantıyı da görmüyorsunuz demektir.
“Kapitalizm sınırlarının sonuna geldi” belirlemesi ne kadar doğruysa sınırlarının sonuna gelen Kapitalizmi tarih sahnesinden silmenin stratejisi, araçları, mücadele yöntemleri, sınıfsız topluma özgü programlarıyla ilgili ikinci dünya savaşı argümanlarının da artık günümüz gerçekliğiyle yenden gözden geçirilerek değişen koşullara göre yeniden oluşturulması ve sınıf bağları emek-sermaye çelişkisi babında yeniden tanımlanmasının gerekliliği de o kadar doğrudur. Günümüzdeki sınıf ile Komünist manifestodaki sınıfın genel tanımı kafa ve kol emekçileri genellemesi günümüzde daha da belirginleşmiş, geçmişte burjuva altı küçük burjuva sınıflandırması içinde yer alan önemli bir kesim bu gün işçi sınıfı kategorisi içinde yer almakta hatta devrim mücadelesinde özellikle yazılım ve yapay zeka mühendisliği lokomotif güç olacak düzeye çıkmaktadırlar. Daha önceleri mavi yakalı olarak tanımlananların bu misyonu sınıf içinde beyaz yakalılara doğru kaymaktadır, mühendisleri, yazılımcıları, sağlıkçıları, eğitimcileri artık sınıfın önemli unsurları olarak görmede yarar var.
Mücadele yöntemleri konusunda yine tarih öncesi anlayışların terk edilmesi gerekmektedir. Günümüzde bir kişinin liderliğinde ve onun çevresinde yer alan takımının oluşturduğu fikri düzleme dayanarak tabana bunlara uyma zorunluluğu temelinde tüzük ve programla dayatılması şeklindeki bir mücadele anlayışına yanaşmayan dijital üretim sistemine göre şekillenmiş bir bilinçte toplumsallaşan kesim var sınıf içinde.
Yani gelişen üretici güçlere uyumlu gelişmiş üretim ilişkileri yer alıyor günümüzde ve “eski-yeni” çatışmasını izliyoruz aslında Avrasya, Amerika’da.
Yeni örgütlenme ve mücadele yöntem ve teknikleri bulmak ve yaşama geçirme görevi var önümüzde.
Hala yüz yıl öncesi söylem ve sloganlarla bu işi çözemeyeceğimiz gün gibi ortada.
Marks ve Lenine de haksızlık değil mi değişim ve dönüşüm yokmuş gibi davranma..
Mücadele araçları mücadele güçleri bunların uyumu ve toplumsal mücadelede yerini alması.
Asosyal bir ortama yuvarlıyorlar dünyayı, yuvarlayanları tanıyorsunuz, sokakta yan yana gelmemek, sendikaları, dernekleri boşaltmak, camileri kiliseleri doldurmak, eğitimi, yüz yüze pazarlamayı dijitale evirmek, örgütlü mücadeleyi sıfırlayarak, sermayenin sömürü önündeki engelleri kaldırarak yeni üretici güçleri denetimleri altına alarak, dayatılmış denetimlerine alınmış üretim ilişkileriyle devrim korkusunu aşarak dijitalleşmiş bir dünyada yazılıma dayalı  yapay zekalı bir dünya üretim sistemine yine yoğun dijital emek sömrüsüyle merhaba demek.
Kapitalist emperyalist sistem bunu K. Kautsky ultra emperyalizm teziyle sunmaya hazırlanıyor.
Pandemiyi de bu amaçla ustaca değil kabaca kullanıyorlar.
ABD’de olanlar bu geçişin sancılarıdır. Bunu Musklarla Trumplar arası bir mücadele olarak okuyun. Bu mücadelede Pentagon’un dijitalcilerden yana bir tavırı Kongre baskınında gördünüz (Bir yıl önce sol ve anti kapitalistlerin bırakın Kongreye girmesini yaklaştırılmadı bile, ama Trumpçı gericilere hiç engel çıkarılmadı nerdeyse önleri açıldı, Pentagon’dan habersiz bunun olması olanaksızdır ABD’de). Toplumun en geri kesimini temsil edenlerin önü bizdeki 15 Temmuz FETÖcüler gibi önce önleri açıldı sonra da ipleri çekildi. K. Okuyan’ın deyimiyle “Trump’un üzerinde tepinerek” gerçekleştirmeye çalışıyorlar tasfiyeyi..
İlginç bir dönemden geçiyor dünya, sancıların, toplumsal patlamaların, ön görülemez çıkışları içinde mayalandığı bir sürecin içinde uzun süredir dünya.
Bu açıdan bu süreçte emek cephesi içinde yer alan mavi ve beyaz yakalı işçi sınıfı ve bunların siyasi temsilcilerinin dünyadaki gelişen üretici güçleri ve üretim ilişkileri bağlamında emek-sermaye çelişkisini çözmenin yollarını aramalıdırlar.
Ne bizdeki tek adam düzeninin sonu geldi  ne de Kapitalizmin, o sonu hazırlayacak gelişmiş işçi sınıfı öncülüğündeki örgütlü mücadele olacaktır, yoksa bu sömürü soygun sistemi kendiliğinden yok olmayacaktır.
10012021
Ramazan Öncel