Gönderen Konu: BİR TARAFTA ULUSALCILAR, DİĞER TARAFTA LİBERALLER, İŞTE ÜLKE SİYASETİ!  (Okunma sayısı 193 defa)

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3649
Önceleri Liberaller, askeri vesayete karşıyız gerekçesiyle AKP'nin "İleri Demokrasisini" desteklerken,  AKP yargıdaki FETÖ cü Hakim ve Savcılar aracılığıyla TSK içerisinden bir kısım Subayları Ergenekon
Davası adı altında içeri tıktı.
Sonrası FETÖ ile AKP'nin paylaşım, hegamonya kavgası ve FETÖCÜLERİN bir şekilde tasfiyesi, Devlet içerisinde dayanacak bir güç arayan AKP'yi yeniden Ergenekoncularla işbirliğine yöneltti.
Sonuçta Ergenekon Davası sonuçlandı ve yargılananların bir ikisi dışında tümü beraat etti.

Ulusalcılar, Ergenekonu "yurtsever" subaylara bir komplo olarak nitelerken, Liberaller  Ergenekonu, faili meçhullerin ardındaki DERİNCİ oluşumun yargılanması olarak nitelediler.
Ulusalcılar Sermaye Devletinin içerisindeki bir kesimi savunurken, Liberaller Sermaye Devletinin içerisindeki diğer kesimin yanında yer aldılar.
Tabi  bu savunular, tüm dünyada süregelen  Emperyal Bloklar arası  Hegamonya  Paylaşım savaşından  BAĞIMSIZ DEĞİL.
Taraflar iç siyasetin dışında dış siyasetin seyrine görede savunuların da TARAF oldular.

Tüm Burjuva Devletlerin içerisinde, dış ve iç dünyadaki çatışmalara ve bu çatışmaların yansımasına bağlı olarak farklı eğilimler olabilir.
İşte bu noktada, Devlet içerisinde  farklı eğilimlerden yana da olsalar, Liberaller ve Ulusalcıların üzerinde birleştikleri nokta, akladıkları Devletin BURJUVA DEVLET olduğu gerçeğiydi.
Tıpkı savundukları Cumhuriyetin Birinci ve İkincisinin aslında özünde BURJUVA CUMHURİYET olduğu gerçeği gibi.

Hala bu ülkede Cumhuriyetin tasfiye edildiğinden bahseden solcular var.
Oysa Cumhuriyet yerinde duruyor, ortada tasfiye edilen bir şey yok.
Bunların anlamadığı, bir EGEMENLİK BİÇİMİ olan CUMHURİYET, Sermayenin geldiği evrelere uygun olarak yeniden yapılandırılıyor.
Yoksa ÖZDE değişen bir şey yok.
Cumhuriyet ÖZ olarak BURJUVA CUMHURİYET!

Lenin'in dediği gibi;"CUMHURİYET HANGİ BİÇİMLERE BÜRÜNÜRSE BÜRÜNSÜN, İSTERSE EN DEMOKRATİK CUMHURİYET OLSUN, BİR BURJUVA CUMHURİYETİYSE, ONDA TOPRAĞIN, FABRİKALARIN ÖZEL MÜLKİYETİ SÜRÜYORSA VE ÖZEL SERMAYE TOPLUMU ÜCRETLİ KÖLELİK İÇİNDE TUTUYORSA, BU DEVLET BİRİLERİNİN DİĞERLERİNİ EZMESİ İÇİN BİR MAKİNEDİR."(VLADİMİR LENİN)
Tanıma göre demek ki Cumhuriyet Sınıfsal Bağlamda bir Egemenlik Biçimidir.
Onun içerisinde yer aldığı tarihsel kesitte İLERLETİCİ olması, tanımda ki özelliklerini ortadan kaldırmaz.

Tekrar başa dönersek, bu eğilimler arasındaki kavganın Tarafı KOMÜNİSTLER olmaz.
Oysa o dönemde Ergenekoncu Subayların ardından göz yaşı döken, ağlayan sızlayan, kendini "Komünist" olarak niteleyen ULUSALCILAR gördük.
Yalçın Küçük'ün bir çok faili meçhulün azmettiricisi Veli Küçüğe, Veli Paşam başlıklı selamlarını unutmadık.
Tabi bu arada  Askeri Vesayeti kaldırdı diye AKP'nin "İleri Demokrasisine" övgüler düzen ama son kullanım süreleri dolunca bir kenara fırlatılan LİBERALLERİ DE gördük!
Sanırız Liberaller de bugün yaşanılanları görünce vesayetin askeri ve sivilinin arasında bir fark olmadığını görmüşlerdir.

O günden bu yana bu ülkede siyaset, ne yazık ki  bu iki kesimin, iki akımın tekeli altında sürdürülmektedir.
Liberallere yönelik bir eleştiride bulunduğunda hemen boynunuza asılacak levha SEN ULUSALCISINDIR.
Ulusalcılara yönelik bir eleştiri yöneltiğinde de LİBERALSİNDİR.

Birbirinden beslenen ve kendilerini birbirinin "karşıtlığı" üzerinden  "olumlayan" bu iki akıma karşı etkin bir mücadele verilmedikçe, siyaset bu iki akımın sıkıştırdığı döngüden kurtarılmadıkça sağlıklı bir yol almak olası değil.
veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET