Gönderen Konu: EKİM 1917, DEVRİM Mİ, DARBE Mİ TARTIŞMASI ÜZERİNE!  (Okunma sayısı 180 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3649
Son günlerde sosyal medya üzerinden özellikle Ekim Devrimi’nin 104 yılına girerken, Ekim Devrimini tartışmalıyız gerekçesinin ardına sığınarak işi, Ekim 1917 devrim değil darbedir diyecek kadar ileri götüren Liberaller ortaya çıktı.
Bazı kendini bilmezler de, Ekim Devrimini KARŞI DEVRİM olarak niteleyerek, kimlerin elinde oyuncak olduklarını, kimlerin değirmenine su taşıdıklarını ortaya koydular.

Aslında bu olanlar yeni değil.
Şu an Liberal sulara yelken açmış, Marksizm’den çoktan istifa etmiş, bir kısım geçmişin dönek "solcuları" Reel Sosyalizm’in çöküşü sonrası yazdıklarında sık sık Ekim 1917 devrim değil, darbedir tezini yinelemişlerdi.

Devrim ile Darbe arasında ki farkı göremeyen Liberallere bir kez daha anımsatalım.
Devrim SINIFSAL İKTİDARIN el değiştirişidir.
Yani Sınıfsal Erkin bir sınıftan, diğerine geçmesi.
Darbe de ise Sınıfsal İktidar aynı kalır, değişmez.

Şimdi DEVRİM nedir onun üzerinde duralım:
Marksistler’e göre  Devrim çok kabaca  Ekonomik, Sosyal ve Siyasal bir alt üst oluştur.
Devrim, çelişkiler ve bu çelişkilerin yarattığı çatışmalar diyalektiği temelinde, Ekonomik ve Siyasal maddi koşulların değişimi olarak ortaya çıkar.

Bir kalkışmayı Devrim olarak nitelemek için iki temel kıstas vardır:
1) Bu kalkışmanın SİYASAL YÖNELİMİ VE HEDEFLERİ.
2) SİYASAL İKTİDARIN SINIFSAL EL DEĞİŞTİRİŞİ.


“İktidarın bir sınıftan ötekine geçişi, sözcüğün salt bilimsel anlamıyla olduğu kadar, politik ve pratik anlamıyla da bir devrimin birinci, başlıca ve esas belirtisidir...” der Lenin.
Arkadaşlar kusura bakmasın, bir türlü öğrenemedik EZBER BOZMAYI.

Devrim birbiriyle bağlantılı iki bileşenlidir.
Bunlardan birisi Politik Devrim, diğeri ise Politik Devrimi de içeren Toplumsal Devrim (Sosyal Devrim).
Lenin'in yukarıda ki tanımı, Politik Devrimi işaret eder.

Bir de Toplumsal Devrim vardır ki o da ; Marks'ın bahsettiği, üretici güçlerle, üretim ilişkileri arasında var olması gereken zorunlu uygunluk yasasının bozulmasının yani üretici güçlerin gelişiminin, üretim ilişkileri tarafından engellenmesi sonucu  artık üretici güçlerin gelişimine uygun yeni üretim ilişkilerinin, eskinin bağrında doğduğu ve geliştiği, sonrasında da eskinin yerini alarak üretici güçlerin gelişimine olanak sağladığı, uzun bir tarihsel döneme denk düşen DEVRİMDİR..

Bu bağlamda 1917 Ekimi’ne bakarsak:
Bir kere bu kalkışmanın, siyasal yönelimi ve hedefleri, Kapitalist üretim ilişkilerine ve bu ilişkilere denk düşen Üretim araçları üzerindeki Özel Mülkiyete son vermek, kendi Sınıf egemenliğini kurarak, Komünist Manifesto 'da yer aldığı biçimiyle, kendini toplumda Egemen konuma, Ulus konumuna yükseltmektir.

1917 Ekimi’ne baktığımız da; Devrimin esas belirtisi olarak, İktidarın Sınıfsal El Değiştirişi  söz konusudur.
İktidar, siyasi erk, Burjuvaziden alınmış ve İşçi Sınıfı kendi iktidarını kurmuştur.
Bu nedenle, 1917 Ekim bir POLİTİK DEVRİMDİR.

Ekim Devrimine yönelik, onu DARBE olarak niteleyen, HERKESE DEMOKRASİ diyerek, Demokrasiyi SINIFSAL bağlamından kopartan Liberallerin ortaya sürdüğü gerekçe, Bolşeviklerin iktidarları süresince  kimseye Siyasal yaşam hakkı tanımamasıdır!

Öncelikle bu soruya yanıt vermeden önce Ekim sonrası Rusya'nın içerisinde bulunduğu Ekonomik ve Siyasal duruma bir göz atmak gerek.
Emperyalist Güçler tarafından tam bir kuşatılmışlık, bu güçlerin ardında olduğu Karşı Devrimci güçlerce başlatılan bir iç savaş.
Bilindiği gibi Ekim de İktidarın İşçi sınıfı tarafından alınmasının zamansız olduğunu bir süre daha Krensky devam edilmesinin şart olduğunu ileri süren MENŞEVİKLER, başından itibaren bu İktidarın yürümemesi için ellerinden gelen her şeyi yapmışlardır.
Buna ek olarak  İç savaş başlatarak İşçi İktidarını yıkmak isteyen dış güçlere de yardımcı olmuşlardır.

Kimdir bu Siyasal yaşam hakkından mahrum edilenler!
Menşevikler ve sağ Sosyalist Devrimciler ve tabi ki Kadetler.

İşte bir bardak suda kopartılan fırtınanın nedeni, Ekim bir Devrim değil, DARBEDİR demenin gerekçesi Kurucu Mecliste çoğunluğu sağlayan Menşevikler ve Sağ Sosyalist Devrimcilere karşı Kurucu Meclis'in tasfiyesi olmasıdır.

Kurucu Meclis konusuna gelince;
Lenin Kurucu Meclisi, Burjuva Cumhuriyette Demokrasinin en yüksek biçimi biçimi olarak tanımlar.
Böyle de olsa Kurucu Meclisin özü sonuçta Burjuva bir Meclistir ve bu nedenle KURUCU MECLİS TALEBİ bir Burjuva Demokratik Taleptir.

Bu durumda KURUCU MECLİS talebi, İşçi sınıfının bilinç ve örgütlenme düzeyinin İktidarı almaya yeterli olmadığı durumlarda , Komünistler tarafından bir TAKTİK HEDEF olarak, STRATEJİK HEDEF olan İşçi İktidarının önünü açmak, İşçi sınıfının bilinç ve örgütlenme düzeyini ileri seviyeye taşımak amacıyla kullanılabilir.
Ama unutulmaması gereken bu hedefin Staratejik değil Taktik bir hedef olduğudur.

İktidar alımından sonra artık Burjuva Demokrasisinin en ileri biçiminden bile daha ileri bir İşçi iktidarı oluştuğundan, Kurucu Meclis mevcut durumda gerici bir yapıya dönüşeceğinden ve o dönem ki verili koşullarda İşçi iktidarını yıkmayı hedefine almış iç ve dış Karşı Devrimci güçlerce manüpüle edileceğinden, Bolşevikler Kurucu  Meclisi kapatmışlardır.

Üstelik; Kurucu Meclis’in dağıtılmasından önceki yapısına baktığımızda,en son Sosyalist Devrimciler’in sol kanadı da,(yani sol sosyalist Devrimcilerde) Bolşeviklerle birlikte hareket ediyor, ne kadar gerici,sistem yanlısı,İşçi Sınıfı İktidarını yıkmak isteyen dış güçlerce desteklenen ve bu yıkım için kullanılacak siyasi oluşum varsa hepsi karşı tarafta. saf tutmuş durumda.

Bunları dağıtmamak,bunlara “Demokrasi” adına yaşam hakkı tanımak, İşçi Sınıfı İktidarını kendi eliyle yıkmak ve yeniden İktidarı Burjuvaziye vermekle eş anlamlıdır.
Bu İŞÇİ SINIFINA İHANETTİR.

Proletarya Diktatörlüğü bunun için vardır.
Bu bağlamda da Proletarya Diktatörlüğü öz olarak SİYASAL bir Diktatörlüktür.
İşçi Sınıfının, karşıtından siyasi erki ele alması;onu ekonomik, siyasal ve ideolojik olarak mülksüzleştirmesi anlamına gelir.

- Ekonomik olarak mülksüzleştirme;üretim araçlarının özel mülkiyetine son verilmesidir.
- Siyasal olarak mülksüzleştirme; burjuvazinin politik olarak örgütlenmesinin engellenmesidir.
- İdeolojik olarak mülksüzleştirme; burjuvazinin sahip olduğu  zihinsel üretim araçlarının elinden alınması, bu yolla yaptığı propaganda ve bu tür çalışmaların sona erdirilmesidir.

İşçi Sınıfı, tüm bunları, aslında Engels’in deyimiyle asıl işlevi karşıtı sınıfı baskı altında tutmak için kullandığı sınıf egemenliği, Proletarya Diktatörlüğü aracılığıyla yapar.
veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET