SINIFLI TOPLUMLARDA ÇOCUK OLMAK > Çocuklarda Emek Sömürüsü

Mavi elli çocuklar mahallesinden mavi düşlü çocuklar...

(1/1)

Ekim:


Mavi elli çocuklar mahallesinden mavi düşlü çocuklar...

Mahallemizde terzi atölyesi oldukça yoğun. Gerek SSK’sız çalışan işçiler gerekse maliyeden ve yüksek dükkan kirasından kaçmak için kırsal kesimde yapılanmış durumda bu atölyeler; aynı zamanda sağlıksız koşullarda ve ucuz işçi istihdamına uygun konumda. Mahallemizde inşaat işçisi fazla olduğundan ve yerel yönetimin mahalleyi TOKİ alanı ilan etmesinden dolayı inşaat sektörü de durmuş durumdadır. aile büyüğünün işsiz kalmasından dolayı çocuklar terzi atölyelerine, anneler de evde terzi işlerini makasla temizleyip evde ceviz, fıstık kırıp eve katkı olmasını sağlamaktadır.

Çocukların elektrik, su, tüp, ekmek ve geçimden dolayı çalışmak zorunda kalmaları kaçınılmazdır. Çalışma saatleri, öğlen okul çıkışı saat 1 ila gece yarılarına kadar sürmektedir. Yarım güne daha az tam güne daha fazla para verilir. Bundandır ki çoğu ilk ve ortaokul öğrencileri ailelerin ve kendisinin de hayat koşulları ve devamlı geçimsizlikten dolayı, okulu bırakmakta ve daha çok para için tam gün çalışmayı seçmekte. Kim ne kadar “hadi çocuklar okula!” dese de, iz kaybolmamakta açlık, sefalet devam etmektedir. Durum bu denli olunca ucuz işçi potansiyeli kendiliğinden oluşmaktadır. Her gün bir öğrenci daha ilköğretimden çıkmakta ve mahallede çok olan terzi atölyesinde çalışmakta. Siz hiç gördünüz mü -veya aldınız mı-; 50 kuruşluk çay, 50 kuruşluk şeker, 50 kuruşluk prinç alanlar var. Diyor ya ezgilerde, “Tarlaya pancar ekerim / çayı şekersiz içerim / hani benim şekerim” diye...

Durmadan çalıştığımız halde nedense aç olan yine bizleriz. Eğitimin çaresizleştirmesiyle, sistemin dayatmasıyla, geleceksizleştirmeyle... insanlar bu zor süreçte kendini geliştirmeden çok duyarsızlaşması kendi kabuğundan sıyrılamamasıdır. Bizler kişinin bireyselleşmesinden şikayetçiydik. şimdi ise sanal bireyselleşmeden şikayetçiyiz. 4 duvar arasında teknolojiyle sosyal hayattan uzak bir nesil geleceği nasıl sorgulayacak vereceği ve savunacağı tek şey olacak o da iktidar tabiî ki ve sermaye…

“Mavi elli çocuklar mahallesinden mavi düşlü çocuklar” diye başladık yazımıza. Küçük yaşta ve sağlıksız koşullarda, sağlıksız bir beslenmeyle, kanserojen madde içeren mavi kot boyasının ellerine yanaklarına elbiselerine bulaşan bu çocuklar, mavi gökyüzünü uçurtma uçuruyor edasıyla, hiç görmedikleri denizi düşlüyorlar. İçinde yunuslar yüzüyor düşleriyle. Aldıkları haftalıkla kasap, manav, bakkal, fırın borçlarını ödemeye çalışan bu çocuklar, yarine güzel gözle bakmaya çalışıyorlar. Tabii kendi pencerelerinden...

Mavi düşlü çocuklar kendilerince en iyi bisiklet, en iyi telefon, en iyi araba, sorunsuz yaşama haklarını hayal etmektedirler. Onlar gece anneleri sobayı kapattığı için zehirlenseler bile annelerini suçlayamayacaklardır. Her gün aynı yemeği yeseler, okula haçlıksız gitseler de annelerini suçlamayacaklardır.



Mavi ellerini görüyorum her gün bu çocukların. Artık gözleri içlerine çökük bir şekilde. zayıf düşen bedenleri görüyorum. Gülüşleri tatlı, elleri, yüzleri mavi kot boyası… Bilmem kim ne düşünür kim ne der kim ne yazar… ama bir gerçek var ki sömürülendir bu çocuklar…

MAVİ DÜŞLÜ ÇOCUKLAR
Elleri, yüzleri, yanakları,
Mavi kot boyası çocuklar.
Geç saatlere kadar,
Terzi atölyesinde çalışan çocuklar.
Mavi düşlerde olurmuş.
Gökyüzü uçurtmaları gibi.
Mavi düşlerde olurmuş
Denizde yüzen yunuslar gibi.
Masmavi düşlerdeyiz bu gece.
Her gece gibi bu gece de,
En güzeli düşleyeceğiz.
Her adımda sömürülsek de.
Çünkü büyüyen yüreğimiz.
Güçlenen ellerimiz vardı.
Gözlerimi kaybettim.
Göremiyorum, kimse yok mu.
Kim tutacak ellerimi.
Gözlerimi istiyorum, gözlerimi.
Benden çaldığınız gözlerimi.
Yalansınız sömürüyorsunuz bedenimi.
Siz doymak bilmezsiniz ki.

Ali Bakır
(gomanweb.net)

Navigasyon

[0] Mesajlar

Tam sürüme git