Gönderen Konu: Yabancılaşma  (Okunma sayısı 1927 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3187
Yabancılaşma
« : 10 Kasım 2011, 18:56:01 »
Marks ,Feurebach Üzerine Tezlerin meşhur 11 tezin de Filozofların dünyayı anlamayı öne çıkardıklarını,asıl olanın ise onu değiştirmek olduğunu söyler .

Dünyayı anlamak,ancak bununla yetinmeyip dünyayı değiştirmek.
Marks'ın burada öne çıkardığı,insanın devrimci pratik eleştirel faaliyetidir.
Marks bu faaliyeti Praxis olarak adlandırır.

Dünyayı değiştirmek aynı zamanda insan üzerinde etkin olan yabancılaşmanın da ortadan kalkmasıdır.

Yabancılaşmanın nedeni ,toplumsal iş bölümünün sonucu olarak üretim araçları üzerindeki özel mülkiyettir.

Sermaye,üretim araçları üzerindeki mülkiyetini kullanarak,emeği ücretli emek haline getirir,onu metalaştırır,onu yabancılaşmış emek haline getirir.
Marks ,Emeğin yabancılaşmasını basit bir biçim de şöyle anlatır:

"O takdirde emeğin yabancılaşmasını oluşturan şey nedir?
İlkin, emeğin işçiye dışsal olması olgusu, yani emeğin onun özsel doğasına ait olmaması; bu nedenle çalışmasında kendisini doğrulamaz tersine yadsır, hoşnutluk değil mutsuzluk hisseder, fiziksel ve zihinsel enerjisini özgürce geliştirmez, tersine vücudunu küçük düşürür ve aklını mahveder. İşçi bu nedenle kendisini yalnızca işinin dışındayken hisseder ve işinin başındayken kendisini kendi dışında hisseder. Çalışmadığında evdeymiş gibi hisseder ve çalıştığında evde değilmiş gibi. Emeği bu nedenle istemli değildir, mecburidir; zorunlu emektir. Sırf kendine dışsal ihtiyaçları tatmin etme aracıdır. Emeğin yabancı karakteri, hiçbir fiziksel ya da diğer türden zorlama olmadığında çalışmaktan vebadan kaçılır gibi kaçılması olgusuyla açıkça ortaya çıkar.
Dışsal emek, insanın kendisine yabancılaştığı emek, bir özveri, bir küçük düşme emeğidir. Son olarak emeğin işçiler açısından dışsal karakteri, bu emeğin onun kendisinin değil bir başkasının olması olgusunda, emeğin ona ait olmamasında, çalışırken onun kendisine değil bir başkasına ait olmasında ortaya çıkar. Dinde insan imgeleminin, insan beyninin ve insan yüreğinin öz etkinliği, nasıl birey üzerinde ondan bağımsız olarak, yani tanrısal ya da şeytani yabancı bir faaliyet olarak etkili olursa, işçinin faaliyeti de tıpkı öyle, kendi öz etkinliği değildir. Bir başkasına aittir; kendi kişiliğinin kaybolmasıdır.Marx, 1844 El Yazmaları, Sol Y. Kasım 1993, s.143-144
]

Marks'ın bu özlü anlatımı bize emeğin yabancılaşmasının nasıl olduğunu açık biçimde anlatır.Sonuçta bu yabancılaşma ve bu yabancılaşmanın maddi yaşamda neden olduğu sapkınlıklar,insan bilincine akar.
Çünkü bilinç maddi yaşamdan bağımsız değildir.
Yabancılaşmanın ortadan kalkması,ona neden olan ilişkilerin,yani sınıf üretme ilişkilerinin ortadan kaldırılması ile olasıdır.
O halde , üretim araçlarının özel mülkiyetinin sona erdirilmesi,bu mülkiyetin toplumsal(devlet mülkiyeti değil) mülkiyete dönüşmesi,bunun sonucu olarak iş bölümü ,değer,meta,ücret gibi ortaya çıkan sapkınlıkların ortadan kalkması ve emeğin artık zorunlu olmaktan çıkarak,yaşamın birincil gereksinmesi haline gelmesi gerekir.
Tabiki yüz yıllar süren ve bu yabancılaşmanın insan zihninde yarattığı bu tahribat çok kolay ortadan kalkmaz.
Maddi yaşamdaki bu sapkınlıkları insan ortadan kaldırdıkça,maddi yaşamı dönüştürdükçe,kendisini de dönüştürecektir.
Marks, Feurebach Üzerine Tezler'de,3 cü tezde İnsanın kendini de dönüştürme gücünden bahseder.
"İnsanların ortamın ve yetişme biçiminin ürünleri oldukları, ve dolayısıyla değişik insanların, başka ortamın ve değişik yetiştirme biçiminin ürünleri oldukları yolundaki materyalist öğreti, ortamı değiştirenin insanın kendisi olduğunu ve eğiticinin kendisinin de eğitilmeye ihtiyacı olduğunu unutuyor. Bu öğreti, böylece, zorunlu olarak, toplumu, biri topluma üstün olan iki kısma bölmeye varıyor. (Örneğin Robert Owen'da.)
Ortamın değiştirilmesi ile insan eyleminin çakışması ancak devrimcileştiren pratik olarak kavranabilir ve ussal bir biçimde anlaşılabilir. (Feurebach Üzerine Tezler-Karl Marks-www.kurtuluscephesi. com)

İşte yeni insan böyle oluşacaktır.
Ama bu belki de çok uzun bir tarihsel dönemi kapsayacaktır.
Tarih Öncesi sona erecek,Asıl Tarih başlayacaktır.
Yani insanın kendi tarihini özgürce yaptığı bir Tarih.
Asıl Tarihin öznesi de hem eğiten,hem de eğitilen olan yeni insan olacaktır.

veda
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET