Gönderen Konu: Sınıf,sınıf bilinci,politik mücadele  (Okunma sayısı 1676 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi veda

  • İleti: 3155
Sınıf,sınıf bilinci,politik mücadele
« : 20 Kasım 2011, 12:50:35 »
Sınıfın nesnel konumu ile bir özne olarak kendini sınıf mücadelesinde müdahil hale getirmesi önümüze, Kendiliğinden Sınıf ve Kendi İçin Sınıf tanımlamalarını koyar.

Kapitalizm'in doğası gereği, toplum içersinde yaşayan insanlar, üretim araçlarına sahip olmadıkları için,yaşamlarını sürdürebilmek ve temel gereksinmelerini karşılayabilmek için, üretim araçlarını ellerinde bulunanlara emeklerini pazarlarlar.

Çünkü bu insanların üretim araçlarından yoksun olmaları nedeniyle yaşamak için emeklerinden başka satacakları bir şeyleri yoktur.

Bu pazarlık özgür bir ortamda gerçekleşiyor gibi görünse de, verili koşulların dayatması bu pazarlığın bir zorunluluk sonucu gerçekleştiğini bize gösterir.
Bu bağlamda bir özgür ortamdan bahsetmek olanaksızdır.

Bu konumda işçiler, sermaye karşısında ortak çıkarlara sahip bir sınıf niteliğindedir.
Ancak bu sınıf olma niteliği, Kendisi için değil, Kendiliğinden Sınıf niteliğidir.
Çünkü bu konumda işçiler sermaye için sınıf olma niteliğindedirler.

Daha açık söylersek; Sermaye emeği üretim araçlarının özel mülkiyetine sahip olduğu için tahakkümü altına alır, onu metalaştırır, ücretli emek haline getirir.

Ücretli Emek, emeğin sermayeleştirilmiş halidir.
Bu nedenle işçi sınıfı bu aşama da kendi için değil, sermaye için sınıf konumundadır.
Yani onu var eden SINIF konumunda!
O nedenle Komünistler'in sonul amacı Ücretli Emeği ortadan kaldırmak olmalıdır.

Ne zamanki yığın halinde ortak çıkarlara sahip olan bu işçiler örgütlenir ve sınıf mücadelesi sürecinde devrimci bir rol üstleneceklerinin farkına vararak, sınıf bilinciyle hareket ettiklerinde, Sermaye için sınıf olma konumu yerine, Kendileri için sınıf olma konumuna geçerler.

Artık mücadele ekonomik alanın dışına çıkarak politik bir savaşım niteliği kazanmıştır.
Bu noktada işçi sınıfı artık kendisi için vardır, sermaye için değil!

Peki işçi sınıfının, kendi sınıfsal varlığının ayırdına varması nasıl olacaktır?
İşçilerin , işverene karşı vereceği mücadele kendiliğinden   bu bilincin oluşmasında etken midir?

Bu sorulara yanıt ararken alacağımız temel referans tabiki Ekim Devriminin mimarı LENİNDİR.
Lenin bu konuya NE YAPMALI adlı yapıtında değinir.

"İşçiler sosyal-demokrat bir bilince henüz sahip olamazlardı dedik. Bu onlara ancak dışarıdan götürülebilirdi. Bütün ülkelerin tarihi, işçi sınıfının kendi gücüyle ancak ve yalnız trade-unionist bilince, yani sendikalarda birleşme, işverenlere karşı mücadele etme, hükümetten işçiler için gerekli şu ya da bu yasayı çıkarmasını talep etme vs. gerekliliği inancına ulaşabileceğini göstermektedir...” (LENİN-NE YAPMALI)


İşçi sınıfının kendiliğinden hareketleri kendi içersinde bir bilinç taşısa da bu bilinç ancak henüz yeşermeyi bekleyen tohum halinde bir bilinçtir.
Bu bilinçle yapacakları da ancak ekonomik alanı kapsayan, ekonomik çıkarları temel alan bir mücadeledir.

Oysa işçi sınıfının temel mücadelesi,iktidar mücadelesidir.
Yani politik mücadeledir.

Yine Lenin işçi sınıfınına siyasi iktidar perspektifi gösteren ve politik mücadele içersinde yer almasını sağlayan bilincin, sınıfın partisi tarafından sınıfın dışından verileceğini aynı eserinde şu sözlerle dile getirir:

"İşçilere politik bilinç ancak dışardan, yani ekonomik mücadelenin dışından, işverenlerle işçiler arasındaki alanın dışından götürülebilir. Bu bilginin edinilebileceği biricik alan, bütün sınıf ve katmanların devlet ve hükümetle ilişki alanı, bütün sınıflar arasındaki karşılıklı ilişkiler alanıdır. Bu nedenle, işçilere politik bilinç götürmek için ne yapmalı sorusuna, tek başına ve sadece, çoğu durumda pratisyenlerin -ekonomizme eğimli pratisyenleri tamamen bir yana bırakıyoruz- yetindiği yanıt, yani “işçiler arasına gidilmesi” yanıtı verilmemelidir. İşçilere politik bilinç götürmek için sosyal-demokratlar nüfusun bütün sınıfları arasına gitmeli, ordu birliklerini bütün yönlere göndermelidir.” (Lenin Ne Yapmalı)

Lenin burada dışardan bilinç derken kast ettiği işçi,işveren arasındaki ekonomik mücadelenin dışından verilmesi anlamındadır.
Burada kast edilen "dışardan bilinç" SINIF MÜCADELESİNİN dışı anlamına gelmez.

Sınıf Mücadelesi, hem ekonomik, hem siyasal, hemde ideolojik alanı kapsar.
İşte dışardan bilinç, sınıf mücadelesi ile tanımlanmış alan içersinden, işçi sınıfının düşünen eli olan partisi tarafından verilir.

Görüldüğü gibi temel mücadele Politik Mücadeledir.
Çünkü , Politik Mücadele Siyasi İktidarı hedefleyen bir mücadeledir.

Eğer amaçlanan işçi sınıfının siyasi erki elde ederek, kendi karşıtını ve dolayısıyla da kendini yok ederek SINIFSIZ bir toplum olan KOMÜNİST TOPLUMA varması ise POLİTİK MÜCADELENİN NE DENLİ OLMAZSA OLMAZ, YAŞAMSAL OLDUĞU gün gibi aşikardır.

İşçi Sınıfı Partisi,her üç alanda da Ekonomik,İdeolojik ve Siyasal alanlarda bu mücadeleyi yükseltmekle yükümlüdür.
veda

« Son Düzenleme: 14 Ocak 2018, 21:15:23 Gönderen: veda »
Yeryüzüne tohum gibi saçmışım ölülerimi, kimi odesada yatar, kimi prag\'da, istanbul\'da kimi.
En sevdiğim memleket yeryüzüdür, sıram gelince yeryüzüyle örtün üzerimi...NAZIM HİKMET